Sık Kullanılanlara Ekle Dergi Aboneliği Site Üyeliği Bize Ulaşın
 
Ana Sayfa Makaleler Eski Sayılar
Site Hakkında
 
 
İlmi Mercek Son Sayı

İlmi Mercek Sayı 75

İlmi Mercek Dergisi'nin Eylül 2010 sayısını buradan download edebilirsiniz.

PDF Download


Kategoriler
Ahir Zaman & Mehdi
Batıl Felsefeler
Bitki Dünyası
Cahiliye Toplumu
Çocuklar İçin
Darwinizm İdeolojisi
Dinlerin Kardeşliği
Doğadaki Yaratılış
Dünyamız
Evrendeki Mucizeler
Evrim Teorisinin Çöküşü
Gerçek Milliyetçilik
Harun Yahya Hakkında
Hayvanlar Alemi
Hazreti İsa Gelecek
İslamın Yükselişi
İslam Terörü Lanetler
Kuran Ahlakı
Kuran Bilgisi
Kuran Mucizeleri
Maddenin Ardındaki Sır
Masonluğun Sırları
Mikrodünya Mucizesi
Milli Strateji
Peygamberler Tarihi
Tarih
Tefekkür Konuları
Türk-İslam Birliği
Vücudumuzdaki Mucizeler
Yahudilik

Tavsiye Edilen Kitaplar
Allah Korkusu
Becerikli Baraj İnşaatçıları Kunduzlar
Mikro Dünya Mucizesi
Hücredeki Mucize
Düşünen İnsanlar İçin
Darwinistlerin Bilmek İstemedikleri Gerçekler

Tavsiye Edilen Belgeseller
Hikmet Pınarı Ramazan 2008 Programı 13. Gün
Hikmet Pınarı Ramazan 2008 Programı 12. Gün
İnsan Beyninin Sırları: Kusursuz Yönetim Merkezi
Allah Sevgisi
Çocuklar İçin 02
Hikmet Pınarı Ramazan 2008 Programı 09. Gün

Tavsiye Edilen Linkler
nedenvariz.com
evriminsonu.com
onderturkiye.com
sosyaldarwinizm.com
dunyaahiret.com
hurmamucizesi.com

harunyahya.net

divxvar.com
 

Kapak Konusu:
Sayın Adnan Oktar Üçleme İnancının Yanlışlığını Anlatıyor

Sayın Adnan Oktar’ın 30 yılı aşkın bir süredir yürüttüğü ilmi mücadelesi boyunca önemle üzerinde durduğu konulardan biri de “üçleme inancının yanlışlığı”dır. Üçleme inancının Hristiyanlığa verilmiş en büyük zarar olduğunu birçok eserinde vurgulayan Sayın Adnan Oktar, bu sapkın inancın ortadan kalkması için önemli çalışmalar yapmakta, röportajlarında bu konuyu sık sık gündeme getirmektedir. Sayın Adnan Oktar’ın röportajlarında konu ile ilgili yaptığı önemli hatırlatma ve açıklamalar şöyledir:

Hristiyanlıktaki Teslis İnancı Sapkın Bir İnanıştır

“Ben gece-gündüz Tevrat okuyorum. İncil de okuyorum. Ama Kuran ile mutabık Hak olan yerleri okuyorum. Teslisi gördüm mü içim acıyor, çünkü Allah, şeytandan Allah’a sığınırım: “gökler parçalanacak neredeyse” diyor (Şura Suresi, 5) “bu iddialarından dolayı” diyor. Niye üç dersiniz? “Tek Allah var” desene. Yani herkes bunu bilir. Çocuk olsa bilir. Üç tane Allah olur mu? Niçin buna gerek duydunuz? Bu garip yalana niçin gerek duydunuz, değil mi? Tek Allah var desene. Hz. Mesih (a.s.)’ın peygamber olduğunu söylesene. Bak canımız gibi seviyoruz. Aşk ile seviyoruz. Muhabbetle seviyoruz. Tüm Müslüman alemi aşıktır Hz. İsa (a.s.)’a. Değil mi? Yani güya biraz daha farklı yapacaklar Hz. İsa (a.s.)’ı diğer peygamberlerden. Zarar verdiniz. Çok büyük zarar verdiniz. Böyle hata yaptınız. Allah’a çok şükür o güzeller güzeli dönüp bunu, bu yanlışlığı düzeltmeye gelecek. Diyor ki Cenab-ı Allah; “sen mi söyledin?” (Maide Suresi, 116) diyor, ahirette sorgulamada, İlah olduğunu. “Haşa Yarabbi” diyor. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Eğer ben böyle bir şey söylemişsem sen bilmişsindir zaten” diyor (Maide Suresi, 116) Allah’a. Hayır Allah bilmediğinden değil, şan olsun, güzellik olsun diye söyletiyor onu orada. Böyle büyük bir azim dini, büyük bir dindir Hristiyanlık.” (Sayın Adnan Oktar’ın 4 Ekim 2009 tarihli Kral Karadeniz TV ve Kanal 35’de yayınlanan canlı röportajından)

İncil’de Hz. İsa (a.s.) Haşa Allah Olarak Değil, İnsan Olarak Anlatılmıştır

ADNAN OKTAR:
İncil’de diyor ki Hz. İsa (a.s.) (Luka 4/8), “İsa ona şu karşılığı verdi: “Allah’ın Rab’be tapacak, yalnız O’na kulluk edeceksin.” Bana kulluk edin diyor mu? “İsa ona şu karşılığı verdi” diyor (Matta 22/37); “Allah’ın olan Rab’bi bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün aklınla sev.” “Rab’bi sev” diyor. “Beni sev” demiyor. Hayır, biz onu Hz. İsa (a.s.)’ı severiz, aşkla severiz Allah’ın tecellisi olarak, Peygamber olarak severiz ama Allah değil (haşa). “Bunun üzerine taşı kaldırdılar. İsa gözlerini gökyüzüne dikerek şöyle dedi: - (Yuhanna 11/41-42). “Rab” yani Allah “beni işittiğin için Sana şükrediyorum.” Kardeşim, Allah’a dua ediyor. Allah, Allah’a dua eder mi? (Haşa) “Beni her zaman işittiğini biliyordum, ama bunu çevrede duran halk için, beni senin gönderdiğine iman etsinler diye söyledim” diyor. Burada “LA İLAHE İLLALLAH” var. Burada nerede şirk? İşte Hristiyan arkadaşlarımız, kardeşlerimizin bu konuyu mutlaka kısa sürede halletmeleri lazım; “LA İLAHE İLLALLAH” bu yüzyılda bu konunun bitmesi lazım. Allah “gökler parçalanacak neredeyse bu sözlerinden” diyor. Bak, “onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı” Hz. İsa (a.s.). “Şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi”. Yemek yiyor; Allah yemek yer mi? (Luka 24/34) “Sevinçten hâlâ inanmayan, şaşkınlık içindeki öğrencilerine, “Sizde yiyecek bir şey var mı?” diye sordu. Kendisine bir parça kızarmış balık verdiler. İsa alıp onu gözlerinin önünde yedi”. Allah’ın kulu, yiyor yani yemek yiyor. Doğal ihtiyaçları var. Allah’ın yemek yemeye ihtiyacı olmaz inşaAllah. Bak, (Markos, 2/15) “İsa, yolculuktan yorulmuş olduğu için kuyunun yanına oturmuştu.” Allah yorulur mu? Haşa. İnsan olduğu için yoruluyor Hz. İsa (a.s.). “Saat on iki sularıydı. Samiriyeli bir kadın su çekmeye geldi. İsa ona, ‘bana su ver, içeyim’ dedi”. Allah’ın kulu işte, susuyor, acıkıyor. “Sabah çok erkenden, ortalık henüz ağarmadan İsa kalktı, evden çıkıp ıssız bir yere gitti, orada dua etmeye başladı.” (Markos, 1/35) “Onları uğurladıktan sonra, dua etmek için dağa çıktı” diyor yine. (Markos, 6/46) “İsa öğrencilerine, ‘Ben dua ederken siz burada oturun’ dedi.” (Markos, 14/32) Kardeşim burada yani el insaf, ne yapıyor bu insanlar? Bu “LA İLAHE İLLALLAH”ın mutlaka bu yüzyılda, süratle insanlar tarafından kabulü çok hayatidir. Şirkten dolayı Avrupa kan ağlıyor, Amerika kan ağlıyor. Bu şirki bırakacaklar, inşaAllah. Tasaffi edecek (temizlenecek) Hristiyanlık. Bu, Allah’ın emri, Kuran’da belirtilen Allah’ın emri. Biliyor musun ayeti?

Devamı için tıklayınız.

Eşsiz Bir Savunma Ordusu: Akyuvarlar

Yediğiniz lezzetli bir yemek, soluduğunuz hava, içinde bulunduğunuz ortam, tokalaştığınız insanlar sizinle, ne kadar fazla sayıda yabancı maddeyi buluşturuyor farkında mısınız?

Kimi zaman içtiğiniz suda bile sizi hasta edebilecek mikroplar, ne zaman harekete geçeceği belli olmayan tehlikeli virüsler vardır. Ancak gün içinde defalarca vücudunuza giren bu zararlı maddelerin varlığını fark etmezsiniz bile. Bunun nedeni size zararlı şeyleri tespit edip yok etmekle özel olarak görevlendirilmiş bir ordunun varlığıdır. Yüce Allah’ın insanlar için büyük bir nimet olarak yarattığı ve dünyada eşi benzeri olmayan bu üstün savunma ordusu, damarlarınızın içinde sürekli olarak devriye gezmektedir.

Akyuvarlar ya da diğer adı ile lökositler, beyaz kan hücreleridir. Normal şartlarda ortalama 1 mm3 kanda 6-10 bin arasında akyuvar bulunmaktadır. Dolaşım içinde ortalama 500 alyuvara karşılık bir tek akyuvar bulunur. Eğer dolaşımdaki tüm akyuvarlar bir araya toplanabilseler, bir kahve fincanını ancak doldurabilirler. (The Human Body: An Intelligent Design, Alan L. Gillen, Frank J. Sherwin III, Alan C. Knowies, Creation Research Society Books, number 8, sf. 113-114) Ancak vücutta bir enfeksiyon baş gösterdiğinde akyuvarların sayısı 1 mm3 kanda 30 bine kadar yükselebilmektedir. (Regina Avraham, The Circulatory System, The Encyclopedia of Health, sf. 50)

Bu hücreler savaşçı hücrelerdir. Vücuda giren her türlü yabancı maddeyi tanır ve onlarla savaşırlar. Bir kısmı doğrudan mikroplarla savaşırken, bir kısmı da yabancı molekülleri ve mikropları tanıyarak sistemi uyarır. Şimdi akyuvarların vücut içindeki bu mücadelesini inceleyim.

Devamı için tıklayınız.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

   
 

 

 
İlmi Mercek Geçen Sayı

İlmi Mercek Sayı 74

İlmi Mercek Dergisi'nin Ağustos 2010 sayısını buradan download edebilirsiniz.

PDF Download


hayvanlaralemi.net
 

Geçen Sayının Kapak Konusu:
Sayın Adnan Oktar'ın Cinler Hakkında Verdiği Yeni Bilgiler

Cinlerin de aynı insan toplulukları gibi bir hayatlarının olduğunu Kuran ayetlerinden anlıyoruz. Ayetlerde cinlerin de gelmiş ve geçmiş ümmetleri olduğu haber verilmiştir. (Araf Suresi, 38; Kehf Suresi, 50) Ancak cinler insanlardan daha farklı bir boyutta yaşamakta, insanları görüp izleyebilmekte, konuşmalarını dinleyebilmektedirler. Bu nedenle cinler tarih boyunca en çok merak uyandıran konulardan biri olmuştur. www.harunyahya.tv sitemizden, 106.4 Mavi Karadeniz radyodan ve çeşitli yerel TV kanallarından takip edebileceğiniz ve her gece canlı olarak yayınlanan “Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri” programında Sayın Adnan Oktar’a bu doğrultuda izleyicilerden çeşitli sorular gelmektedir. Sayın Adnan Oktar’ın konu hakkındaki açıklamaları şöyledir:

Müslümanların Cinlere İnanması Farzdır

SUNUCU:
Peki Hocam sizin ağzınızdan özellikle duymak istiyoruz. Cinlere inanmayan çok fazla insan var ve bu ayetle sabit. Cinlere inanmayan insanların durumu nedir sizce Hocam?

ADNAN OKTAR: Söz konusu kişiler cinlere değil Allah’a inanmıyor zaten. Ahirete inanmıyor, cin yine gerilerde yer alan bir konu oluyor. Olabilir, inanmıyor olması normal. Çünkü Kuran’a göre inanmayan insanlar var. Ehl-i küfür vardır, inanmayacaklardır. Ama Cin Suresi var ve cinlerle ilgili başka ayetlerde de çok detaylı, kapsamlı Cenab-ı Allah’ın açıklamaları var. Cinler de bir taifedir. Ama Müslüman bir kişinin inanmaması olmaz bu durumda dinden çıkar. Ama genel olarak hiçbir şeye inanmıyorsa, inanmayabilir. (Sayın Adnan Oktar’ın 31 Ekim 2009 tarihli Samsun Aks TV ve TV Kayseri röportajından)

Cinler Allah’ın Emrindedir

“Mümin cinler Allah’ın emrindedir, Allah’ın kontrolünde olan varlıklardır. Cin zavallının zavallısıdır, Allah ne emrederse onu yapar. Yani bütün tecelli Allah’tandır, cini vesile yapar. Mutlak güç Allah’ındır. Allah’tan başka güç sahibi yoktur. Mesela ha bir mendil parçası, ha cin. Yani bir gücü yok ki, bütün güç Allah’a aittir. Cin ne yapsın, cinin öyle bir şeyi yok. Cine ayrı bir güç gibi bakmak doğru olmaz.” (Sayın Adnan Oktar’ın 31 Mayıs 2010 tarihli Adıyaman Asu TV röportajından)

Devamı için tıklayınız.

Su Altında Yapıştırıcı Salgılayan Deniz Canlısı: FORAMİNİFER

Foraminiferler, okyanus yaşamı için neden hayati bir öneme sahiptir?
Bu canlıların salgıladıkları su geçirmeyen yapıştırıcının özellikleri nelerdir?
Bilim adamları bu yapıştırıcıdan yola çıkarak hangi alanlarda ürün geliştirmeyi hedeflemektedirler?
Darwin yaklaşık 150 yıl önce foraminiferler hakkında hangi açıklamayı yapmıştır?

“Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca “Ol” der, o da hemen oluverir.” (Bakara Suresi, 117)

Foraminiferler, okyanus yaşamı için hayati öneme sahiptir. Bu canlıların kalsiyum karbonat kabukları, çok miktarda bir araya geldiği zaman, bir nevi 'karbon havuzu' oluşturur ve sudaki karbonu emerler. Bilim adamları canlının bu özelliği ile oldukça yakından ilgilenmektedirler. Çünkü bu özellik atmosferdeki sera etkisini dengelemek açısından araştırmacılara yeni ufuklar açmaktadır. Ancak bu canlının benzersiz yapısı, sadece atmosferdeki sera etkisini düzenlemede bilim adamlarına yol gösterici olmakla kalmamıştır. Yapılan araştırmalar neticesinde bu canlının başka dikkat çekici bir özelliği daha anlaşılmıştır. Foraminiferlerin doğal bir yapışkan özelliği bulunmaktadır.

Foraminiferlerin Salgıladıkları Su Geçirmeyen Yapıştırıcı

Dallanan ve yer yer birbirleri ile birleşen ince uzun yalancı ayakları ile kabuklu foraminiferler diğer kökbacaklılardan farklıdırlar. Bazı cinslerinde kabuk kalsiyum karbonattan oluşur. Kabuğun dışarı açılan büyük bir deliği vardır. Çoğunda büyük delikle birlikte birçok küçük delik de vardır. Yalancı ayaklar kabuktaki bu deliklerden dışarı çıkarak, besin yakalamak için kullanılır. Bazı cinslerinde ise kabuklar, jelatin gibi bir salgı maddesi içine gömülmüş olan kum taneleri, sünger uzantıları ya da benzeri yabancı cisimlerden meydana gelir. Canlı, bu yabancı cisimleri ve yalancı ayaklarını özel var edilmiş yapışkan salgı maddesiyle kendisine yapıştırır.

Foraminiferlerin salgıladıkları yapıştırıcı maddenin altyapısı karbonhidratlarla kaplı bir proteindir. Canlının hücreleri kabuktaki zarımsı deliğe, bağımsız organellerden farklı yapışkan bileşenler salgılamakta, bu bileşen daha sonra yapışkan bir lif haline gelmektedir.

Bilim adamları, söz konusu materyali analiz için bileşenlerine ayrıştırdıklarında ortaya üstün bir ustalık çıktığını görmüşlerdir. Bilim adamlarının hedefi söz konusu yapışkan özelliği biyotıpta kullanmaktır.

Devamı için tıklayınız.

 

İlmi Mercek Dergisi © 2005
Bu sitede yayınlanan tüm çalışmaları, siteyi referans göstermek koşulu ile,
telif hakkı ödemeksizin kopyalayabilir, çoğaltabilir ve dağıtabilirsiniz.