|
Kapak Konusu:
Yürüme Mucizesi İnsan vücudunu gelişmiş bir bilgisayara benzetebiliriz. İçinde son derece karmaşık devreler barındıran bir bilgisayar. Eğer bu devreyi oluşturan elemanlardan bir teki eksik olsaydı ya da yanlış kullanılsaydı bilgisayar çalışmazdı. İnsanın yürüyüşü ve hareket sisteminde bu bilgisayardaki tek bir devre gibidir. Tek başına bu devreyi incelememiz bile insan vücudunun ne kadar büyük bir mucize olduğunu anlamak için yeterlidir.
Yürümek, daha çok küçük yaşlardan itibaren, hepimizin hiç zorlanmadan yaptığı bir eylemdir. İnsanın hayatta ilk öğrendiği şeylerden biri yürümektir. Yürümeye başlamadan önce hiçbir zaman kendimize "acaba adımımı hangi açıyla atmalıyım", "şöyle basarsam dengemi kaybeder miyim", "şu engeli aşmak için ayağımı ne kadar yukarı kaldırmalıyım", "çok kaldırırsam düşer miyim" gibi sorular sormamışızdır. Yürümek bizim için her zaman çok basit bir işlem olmuştur.
Devamı için tıklayınız.

Kendilerine Özel İlim Verilenler Yüce Allah bizlere Kuran ' da özel ilim ve bilgiyle kuşatıp hükmetme yetkisi verdiği peygamberler hakkında bilgiler vermektedir. Peygamberlerin hayatlarını incelediğimizde verdikleri kararlarda, çeşitli uygulamalarında, konuşmalarında Allah'ın kendilerine lütfettiği üstün bir ilmin getirdiği akıl ve hikmet açıkça ortaya çıkmaktadır.
Cin ve Şeytanların Hz. Süleyman'ın Emrine Verilmesi
Hz. Süleyman, Kuran ' da kendisine hüküm ve ilim verildiği bildirilen peygamberlerdendir.
"Biz bunu (hükmü) Süleyman'a kavrattık, her birine hüküm ve ilim verdik." (Enbiya Suresi, 79)
Başka bir ayette ise Allah Hz. Süleyman ' la ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:
"…Onun eli altında Rabbinin izniyle iş gören bir kısım cinler vardı. Onlardan kim Bizim emrimizden çıkıp-sapacak olsa, ona çılgın ateşin azabından taddırırdık." (Sebe Suresi, 12)
Allah'ın Hz. Süleyman'a verdiği bir diğer nimet de birtakım şeytan ve cinleri ona hizmetçi kılmasıdır. Hz. Süleyman, emrine verilen cin ve şeytanları askeri alanda, sanatsal çalışmalarında ve inşa faaliyetlerinde türlü görevler vererek kullanmıştır.
Devamı için tıklayınız.

Cehennemdeki Manevi Azap Herkes tarafından bilinen bir gerçek vardır ki cehennem ehli tarifi mümkün olmayan fiziksel azaplar çekecektir. Ancak tüm bunların yanında, en az bunlar kadar önemli bir başka azap ise, manevi azaptır. Bu manevi azap pişmanlık, ümitsizlik, horlanma, aşağılanma, utanç, hayal kırıklığı gibi pek çok ruhi azapları içinde barındırır ve sonsuz hayat boyunca onları sarıp kuşatır.
Hemen herkesin dünyada çeşitli vesilelerle tattığı bir manevi azap vardır. Örneğin çok sevdiği bir yakınını, dostunu, sevgilisini, karısını, kocasını ya da evladını kaybeden ve ona bir daha ebediyen kavuşamayacağını düşünen veya çok yakın bildiği, güvendiği birisinin ihanetine uğrayan bir insanın kalbi tarif edemeyeceği acılarla dolar. İşte bu manevi azap, gerçekte, o insanın kaybettiği veya ihanetine uğradığı kişiyi ilahlaştırmasının karşılığı olarak Allah'ın kalpte yarattığı özel bir azap türüdür. İnsanın, Allah'a yöneltmiş olması gereken sevgi, hayranlık, yakınlık, takdir, dostluk, bağlılık ve güven duygularını, herşeyiyle Allah'a ait, O'na muhtaç, aciz ve ölümlü bir kimseye yöneltmiş olmasının ve bu şekilde, Allah'a, O'nun yarattığı bir kimseyi ortak koşmasının, diğer bir deyimle şirk koşmasının karşılığı olan bir azaptır bu.
Devamı için tıklayınız.

Biyomimetik: Böceklerdeki Üstün Tasarım Doğadaki üstün tasarım bilim adamlarına geleceğin makinelerini tasarlamada geniş ufuklar açıyor. Son olarak Berkeley, ABD ' deki California Üniversitesi ile Stanford Üniversitesi bilim adamlarından kurulu bir araştırma ekibi, günümüzün hantal, hareket kabiliyeti az robotlarına esneklik kazandırabilmek için çalışmalarını biyomimetik (biyotaklit) alanında yoğunlaştırdılar.
Günümüzün yüksek teknoloji seviyesine rağmen, üretilen robotlar bir türlü esnek, kıvrak ve dengeli bir hareket kabiliyetine kavuşabilmiş değiller. Robot yapımında kullanılan malzemeler katı, homojen (tek bir maddeden meydana gelen) ve izotropik (çeşitli yönlerde gösterdiği özellikler değişmeyen) özellik gösteriyor. Bu yüzden robot malzemeleri, kolay kırılır ve kaba özellikli oluyor.
Devamı için tıklayınız.

Atom Bombalarının Yıkıcı Etkileri Radyasyon, uzayda saniyede 200.000 km. gibi çok yüksek bir hızda hareket eden, Gama ışınları, nötronlar, elektronlar ve benzeri birkaç tip atom-altı parçacıktan oluşur. Bu parçacıklar, insan vücuduna kolaylıkla nüfuz edebilir ve vücudu oluşturan hücrelere hasar verebilirler. Bu hasar da ölümcül bir kanserin ortaya çıkmasına neden olabilir ya da üreme hücrelerine hasar verebilirler. Bu hasar da gelecek kuşakları etkileyecek genetik bozukluklara yol açabilir.
Hiroşima ve Nagasaki'de, II. Dünya Savaşı'nda atılan atom bombaları, atomun içinde ne kadar büyük bir güç saklı olduğunu tüm dünyanın gözleri önüne sermiştir. Atılan her iki bomba da, yüz binlerce insanın hayatlarını kaybetmesine, kalanların birçoğunda da hayatları boyunca düzelmeyecek fiziksel zararlara yol açmıştır.
Devamı için tıklayınız.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler
|