|
Kapak Konusu:
Allah'ın Yarattığı Güzellik Ölçüsü: Altın Oran "…Allah, herşey için bir ölçü kılmıştır." (Talak Suresi, 3)
Mısır'daki piramitler, Leonardo Da Vinci'nin Mona Lisa adlı tablo- su, ayçiçeği, salyangoz, çam kozalağı ve parmaklarınız arasındaki ortak özellik nedir?
Bu sorunun cevabı, Fibonacci isimli İtalyan matematikçinin bulduğu bir dizi sayıda gizlidir. Fibonacci sayıları olarak da adlandırılan bu sayıların özelliği, dizideki sayılardan her birinin, kendisinden önce gelen iki sayının toplamından oluşmasıdır. (Guy Murchie, The Seven Mysteries Of Life, First Mariner Boks, New York s. 58–59)
Fibonacci sayılarının ilginç bir özelliği vardır. Dizideki bir sayıyı kendinden önceki sayıya böldüğünüzde birbirine çok yakın sayılar elde edersiniz. Hatta serideki 13. sırada yer alan sayıdan sonra bu sayı sabitlenir. İşte bu sayı "altın oran" olarak adlandırılır.
Devamı için tıklayınız.

Dünyadaki Benzersiz Çeşitliliğin Ana Kaynağı İklim "Yeryüzünde birbirine yakın komşu kıtalar vardır; üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar da vardır ki, bunlar aynı su ile sulanır; ama ürünlerinde(ki verimde ve lezzette) bazısını bazısına üstün kılıyoruz. Şüphesiz, bunlarda aklını kullanan bir topluluk için gerçekten ayetler vardır." (Rad Suresi, 4)
Dünya üzerinde iklimin meydana gelebilmesi için güneş enerjisine ve coğrafi faktörlere gereksinim vardır. Güneş enerjisi rüzgarları, sıcaklığı, yağışları ve hava kütlelerinin akımlarını kontrol ederken, coğrafi faktörler de kara ve denizler ile yüzey şekilleri aracılığı ile iklim üzerine etki eder. Bu faktörlerin tümünün atmosfer üzerinde oldukça karmaşık bir biçimde çalışması söz konusudur. Ancak bu karmaşık çalışma hiçbir zaman bir kargaşa durumu yaratmaz. Aksine birbiri içine geçmiş olan karmaşık olaylar zinciri sonucunda her bölge hatta yörede belli kurallara göre işleyen bir düzen söz konusudur.
Devamı için tıklayınız.

İnsan Bedeninin Acizliklerinden Biri Alerji Görünürde hiçbir rahatsızlığı yokken birden üst üste defalarca hapşırmaya başlayan, gözleri kızarıp sulanan, nefesi daralan veya derisinde kızarıklıklar kabarcıklar oluşan insanları görmüşsünüzdür. Bazen en temel besinlerden, arılardan hatta çiçeklerden dahi uzak duran bu kişilerin şikayetçi oldukları rahatsızlığın adı "alerji"dir.
Alerji, kişilerin aslında zararlı olmadıkları halde bazı maddelere karşı aşırı reaksiyon göstermesi olarak tanımlanabilir. Bu maddelere alerjen adı verilir. (Harun Yahya, İnsan Mucizesi)
Alerji, vücuda yabancı bir maddenin girmesi ve bunun ardından bağışıklık sisteminin harekete geçmesiyle başlar. Polen alerjisini örnek verecek olursak; kalıtsal olarak alerjiye eğilimli kimse polenlerden etkilendiği zaman bağışıklık sisteminde, polenlerde bulunan proteinlere yani alerjene karşı immünoglobulin E (IgE) denilen antikorlar üretilir. Bu antikorların yapısı alerjene göre değişir; bir başka deyişle, bu antikorlar alerjene özeldirler. Ev tozuyla beslenen mikroskobik böcekler olan akarlardan, evcil hayvan kılına, meyve-sebze çeşitlerinden, balarısına kadar alerjen maddeler çok fazla çeşitlilik gösterirler.
Devamı için tıklayınız.

Allah'ın Varlığının Bilimsel Delilleri Tüm Dünyada 1997 yılında BAV tarafından uluslararası düzeyde gerçekleştirilmeye başlanan "Yaratılış Gerçeği" konferanslar dizisi tüm dünyaya yayılıyor.
Dünyanın birçok ülkesinde büyük bir ilgi gören ve yüksek bir izleyici katılımıyla gerçekleştirilen konferanslar ülkemizde de devam ediyor.
Geçtiğimiz Pazar günü Antalya Sheraton Oteli'nde gerçekleştirilen "İnsanın Yaratılış Mucizesi" konferansı ile Yaratılış Gerçeği konferanslarının sayısı 1000'e ulaştı. Sinevizyon gösterisi ile başlayan konferansa konuşmacı olarak araştırmacılar Gökalp Barlan ve Emin Koç katıldı.
Kusursuz Bir Makina: İnsan
Büyük ilgi toplayan konferansın ilk bölümünde 20. yüzyıldaki bilimsel gelişmelerin özellikle yüzyıllardır merak edilen bir sorunun; "İnsanın nasıl var olduğu" sorusunun cevabının bulunmasını sağladığı çarpıcı örneklerle anlatıldı.
Devamı için tıklayınız.

Biyosfer 2'nin Öğrettikleri 1990'ların başında bazı bilim adamları, Biyosfer–2 adı verilen dünyanın en büyük ekoloji projelerinden biri üzerinde çalışıyordu. Proje ismini ABD'de ki Arizona Çölü'nde yer alan dev yapıdan alıyordu. Burası, Arizona Çölü'nde 13.000 metre karelik bir alana yayılan cam ağırlıklı yapı malzemeleri ve betonla inşa edilmiş, kapıları dışarıya sımsıkı kapatılmış dev bir serayı andırıyordu. Yapılan planlara göre, dış dünyaya kapalı bu dev yapının içinde, yeryüzünde yaşama kaynaklık eden su, oksijen ve azot çevrimi gibi mekanizmaların kendiliğinden işlediği bir ekosistem kurulacaktı. Yeryüzünden izole edildiği halde işleyecek bu ekosistem 2 yıl boyunca içerideki 8 kişiye de hayat imkanı sağlayacaktı. Burada küçük derecikler akıyor, bitki örtücükleri gelişiyor, buharlaşma-terlemeye bağlı yağmurlar yağıyordu. Bütün besin maddeleri yapının içinde üretiliyordu.
Biyosfer–2 o güne kadar oluşturulan kapalı araştırma alanlarının en büyüğü ve en kompleksiydi. Bu nedenle Biyosfer–2 için kendi alanının en büyük projesi demek yanlış olmayacaktır.
Devamı için tıklayınız.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler
|