Sık Kullanılanlara Ekle Dergi Aboneliği Site Üyeliği Bize Ulaşın
 
Ana Sayfa Makaleler Eski Sayılar
Site Hakkında
 
 
Mercek Sayı 31

Mercek Sayı 31

Mercek Dergisi'nin Ocak 2004 sayısını buradan download edebilirsiniz.

PDF Download


Kategoriler
Ahir Zaman & Mehdi
Batıl Felsefeler
Bitki Dünyası
Cahiliye Toplumu
Çocuklar İçin
Darwinizm İdeolojisi
Dinlerin Kardeşliği
Doğadaki Yaratılış
Dünyamız
Evrendeki Mucizeler
Evrim Teorisinin Çöküşü
Gerçek Milliyetçilik
Harun Yahya Hakkında
Hayvanlar Alemi
Hazreti İsa Gelecek
İslamın Yükselişi
İslam Terörü Lanetler
Kuran Ahlakı
Kuran Bilgisi
Kuran Mucizeleri
Maddenin Ardındaki Sır
Masonluğun Sırları
Mikrodünya Mucizesi
Milli Strateji
Peygamberler Tarihi
Tarih
Tefekkür Konuları
Türk-İslam Birliği
Vücudumuzdaki Mucizeler
Yahudilik

Tavsiye Edilen Kitaplar
DNA'daki Yaratılış Mucizesi
Kuran'dan İşaretler
Hazreti Muhammed (sav)
Ahir Zaman ve Dabbetü'l-Arz
Mehdi ve Altınçağ İslam Ahlakının Dünya Hakimiyeti
Devlete Bağlılığın Önemi

Tavsiye Edilen Belgeseller
Doğadaki Teknoloji
Vücudumuzdaki Öğütme Makinesi Sindirim Sistemi
Masonluğun Felsefesi
Canlıların Tasarımındaki Mucize: İndirgenemez Komplekslik
Hikmet Pınarı Ramazan 2008 Programı 22. Gün
Allah Akılla Bilinir

Tavsiye Edilen Linkler
muhtesemresimler.com
maddeninardindakisir.co..
insaninyaratilisi.com
evriminsonu.com
munafikliklamucadele.co..
vucutelektrigi.com

ramazansayfalari.com

divxvar.com

 

Kapak Konusu:
2003 Yılındaki Kıyamet Alametleri

2003'ün Ramazan ayında peşpeşe meydana gelen bazı olaylar, Peygamberimiz (sav)'in hadisleri incelendiğinde, ayrı bir önem kazanmaktadır. Birbirinden dikkat çekici birçok doğa olayının yaşandığı geçtiğimiz Ramazan ayı, aynı zamanda İslam alimleri tarafından Hz. İsa (as)'nın yeryüzüne dönüşünün işaretleri olarak da değerlendirilmektedir.

Dergimizin önceki sayılarında, kıyamet alametleri ve Hz. İsa'nın yeryüzüne ikinci kez gelişi konusuna geniş yer ayırmıştık. Bilindiği gibi, Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde, bu dönemi ve özelliklerini anlatan çeşitli detaylar yer almaktadır. Peygamberimiz (sav)'in ardından, bazı İslam büyükleri de ahir zaman hakkında önemli açıklamalar yapmışlardır.

Günümüze kadar gelen bu kaynakların, bize doğru bir şekilde ulaşıp ulaşmadığından emin olmanın tek yolu, bu alametlerin tam vakti geldiğinde birbiri ardına gerçekleşmesidir; nitekim hadislerde tasvir edilen alametler günümüzde birbiri ardına gerçekleşmektedir.

Devamı için tıklayınız.

Kuran’da Kardeşlik ve Dayanışma

"Şüphesiz Allah, Kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak çaba harcayanları sever." (Saf Suresi, 4)

"Yoksa onlar, Allah'ın Kendi fazlından insanlara verdiklerini mi kıskanıyorlar?" (Nisa Suresi, 54)

Müminlerin en önemli vasıflarından bir tanesi, 'tesanüd'tür. (kardeşlik, dayanışma, birliktelik) Rabbimiz Kuran'da tüm müminlerin kardeş olduğunu bildirmiştir. Müminler Allah rızası için yaşayan, O'nun rahmetini ve cennetini umut eden insanlardır. Dolayısıyla aralarında büyük bir sevgi ve dayanışma bulunur. Allah Kuran'da şu şekilde bildirmektedir: "Şüphesiz Allah, Kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak çaba harcayanları sever." (Saf Suresi, 4)

Müminler güzel ahlaklı, mütevazı, sevgi ve saygı doludurlar. Bu yüzden tesanüd müminler arasında doğal bir şekilde oluşur. Allah müminlerin birbirlerine olan bağlılıklarının nasıl olması gerektiğini Kuran'da şu şekilde bildirmiştir: "Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın sizin üzenizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar." (Al-i İmran Suresi, 103)

Devamı için tıklayınız.

Gelişimin Anahtarı Okumak

"Yaratan Rabbin adıyla oku." (Alak Suresi, 1)

Bu yazı boyunca okuyacağınız her satır, neden daha fazla okunması gerektiği gerçeğini bir kez daha ortaya koyacak, okumanın bir kişiye kazandracağı önemli gerçekleri hatırlatacaktr.

Okumak, doğduğu andan itibaren birçok eğitim süreci geçiren insan için en kolay ve en etkili öğrenme yoludur. Sahip oldukları bilgilerin %60'ını bu yolu kullanarak edinen gelişmiş ülke toplumları, günümüzde daha fazla okuma alışkanlığına sahip olmanın sağladığı avantajları her alanda yaşamaktadırlar. Geri kalmış toplumların karşılaştıkları sorunların bir çoğunun kaynağında ise eğitimsizlik yer almaktadır. Bu toplumlarda kişiler, okuyarak geçirebilecekleri zamanları çoğunlukla yararsız uğraşılarla geçirmektedirler. Oysa okuma alışkanlığı öncelikle kişilerin kendisi için edinilmesi mutlaka gereken bir alışkanlıktır.

Devamı için tıklayınız.

Hayat Kurtaran Bir Sistem: Refleks

Elimiz sıcak ütüye dokunduğunda hemen geri çekeriz… Vücut sıcaklığımız biraz yükselince terlemeye başlarız, loş bir ortama girince göz bebeklerimiz hemen büyürken, ışığa bakınca aniden küçülürler veya gözümüze doğru gelen birşey karşısında gözlerimizi farkında olmadan kapatırız. Tüm bu sistem bizim kararımız dışında refleksler tarafından Allah'ın ilhamıyla yürütülür.

Biz farkında olmasak da reflekslerimiz hayatımızın her anında bizimledirler. Düşünmeye bile fırsat kalmadan, sürekli ve seri bir biçimde işleyerek vücudumuzu tehdit eden tehlikelerden korur ve hiç vakit kaybetmezler. Vakit kaybından kastedilen hem ani reflekslerin beyne ulaşmadan omurilik tarafından yönetilmesidir hem de göz kırpmak gibi sürekli reflekslerin bizden bağımsız bir şekilde yaşam boyu sürdürülmesidir. Reflekslerin nasıl işlediğini anlayabilmek için sinir sistemimizin refleksi yöneten parçalarını daha yakından tanıyalım.

Devamı için tıklayınız.

Yaşamak İçin Zehirli Gaz Soluyan Canlılar

Deniz altında yer alan volkanların yakınında tüm canlıları yok edecek kadar sıcak, paramparça edecek kadar da asitli sular vardır. Bu bölgelere aynı zamanda güneş ışığı da ulaşamaz, dolayısıyla canlıların besin bulmaları da mümkün değildir. Bütün bu zorlu koşullara rağmen volkan ağızlarında zehirli gaz soluyarak yaşayan canlılar vardır.

Deniz dibinin derin bölgeleri tıpkı karalardaki çöllere benzer. Güneş ışığından yoksun bu sularda besin kaynakları oldukça sınırlıdır, bu yüzden bu bölgelerde canlılara rastlanmayacağı düşünülmekteydi. Ancak 1977 yılında bilim adamlarının Galapagos Adaları'nın 320 km kuzeydoğusunda, deniz yüzeyinin 1600 m. altı gibi bir derinlikte yaptıkları bir keşif bu düşünceyi değiştirdi. Burada benzer yerlerden farklı olarak omurgasız türlerden büyük bir canlı topluluğu yaşıyordu: Uzunluğu bir metreye kadar varan ve bazalt kayalara yapışmış halde yaşayan dev deniz solucanları, 30 cm büyüklüğünde beyaz istiridye ve midye kümeleri, yengeçler, karidesler ve balıklar.

Deniz dibinde yaşayan bu canlıları ilginç kılan şey ise, sadece çok derin, karanlık sularda yaşamaları değildi. Bu canlı topluluğunun bireyleri deniz altında yer alan volkan ağzının yakınında yaşamlarını sürdürüyorlardı. Oysa burası, canlıları pişirecek kadar sıcak, paramparça edecek kadar da asitli sularla kaplıydı.

Peki ama, birbirinden farklı özelliklere sahip bu canlılar hem güneş ışığı almayan ve dolayısıyla besin sağlanamayan, hem de son derece sıcak ve asitli bir ortamda nasıl yaşayabiliyorlardı?

Araştırmalar bu sularda yaşayan canlıların, volkanların ağızlarından yayılan hidrojen sülfürün (H2S) zehirleyici özelliğini etkisiz kılacak bir tasarıma sahip olduklarını ortaya çıkardı.

Devamı için tıklayınız.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Kirpi Balıklarının Caydırıcı Yöntemleri
Bir Mucizenin Öyküsü Tırtıldan Kelebeğe, Kozadan İpeğe
Hayatımızı Kolaylaştıran Bir Sistem Uyum Mucizesi
Şifa Kaynağı Bir Bitki: Zeytin
İnternet Dünyası: cocuklaricin.net
   
 

İlmi Mercek Dergisi © 2005
Bu sitede yayınlanan tüm çalışmaları, siteyi referans göstermek koşulu ile,
telif hakkı ödemeksizin kopyalayabilir, çoğaltabilir ve dağıtabilirsiniz.