Sık Kullanılanlara Ekle Dergi Aboneliği Site Üyeliği Bize Ulaşın
 
Ana Sayfa Makaleler Eski Sayılar
Site Hakkında
 
 
Mercek Sayı 32

Mercek Sayı 32

Mercek Dergisi'nin Şubat 2004 sayısını buradan download edebilirsiniz.

PDF Download


Kategoriler
Ahir Zaman & Mehdi
Batıl Felsefeler
Bitki Dünyası
Cahiliye Toplumu
Çocuklar İçin
Darwinizm İdeolojisi
Dinlerin Kardeşliği
Doğadaki Yaratılış
Dünyamız
Evrendeki Mucizeler
Evrim Teorisinin Çöküşü
Gerçek Milliyetçilik
Harun Yahya Hakkında
Hayvanlar Alemi
Hazreti İsa Gelecek
İslamın Yükselişi
İslam Terörü Lanetler
Kuran Ahlakı
Kuran Bilgisi
Kuran Mucizeleri
Maddenin Ardındaki Sır
Masonluğun Sırları
Mikrodünya Mucizesi
Milli Strateji
Peygamberler Tarihi
Tarih
Tefekkür Konuları
Türk-İslam Birliği
Vücudumuzdaki Mucizeler
Yahudilik

Tavsiye Edilen Kitaplar
Ehl-i Sünnetin Önemi
Mikro Dünya Mucizesi
Gerçekler 2
Derin Düşünmek
İnsanın Yaratılış Mucizesi
Kuran Fihristi Cilt 1

Tavsiye Edilen Belgeseller
Dünyanın Aldatıcı Süsü ve Gerçek Yurt Ahiret
Adnan Oktar ile Ramazan Sohbetleri (2010) 13. Gün
Osmanlı Padişahlarının Resulullah Sevgisi
Adnan Oktar ile Ramazan Sohbetleri (2010) 22. Gün
Gözdeki Mucize
Kuran Mucizeleri 1

Tavsiye Edilen Linkler
evrimteorisi.com
tesanud.com
karmafelsefesi.com
hzmusa.imanisiteler.com
kiyametgunu.com
atamizindeyiz.com

harunyahya.net

basindaharunyahya.com

 

Kapak Konusu:
21. Yüzyılın Ufkundaki Güneş Neo-Osmanli Birlik

Türkiye, İslam dünyasının büyük bölümünü asırlar boyu yönetmiş olan büyük Osmanlı İmparatorluğu'nun mirasçısı olarak, 21. yüzyılda İslam dünyasını yeniden düzenleme çabalarının baş aktörü olmak durumundadır. Sözünü ettiğimiz Neo-Osmanlı Birlik, Türkiye Cumhuriyeti'nin liderliğinde kurulmalıdır.

Soğuk Savaş'ın bitiminden bu yana dünyada çok ilginç bir süreç yaşanmaktadır. Eskiden siyasi ideolojilere göre belirlenmiş ve bölünmüş olan milletler, çok daha temel bir kritere, "kimlik" kriterine göre düşünmeye ve şekillenmeye başlamaktadırlar. Samuel Huntington'ın ünlü "Medeniyetler Çatışması" tezinde tespit ettiği gibi, artık en önemli unsuru din ve kültür olan "medeniyet" kavramı yükselmektedir. (Huntington'ın farklı medeniyetler arasında çatışma öngörmesi yanlış, fakat bu medeniyetlerin yükselişi konusundaki tespiti doğrudur.)

Bu sürecin en belirgin örneğini, Avrupa Birliği'nde görmek mümkündür. Eskiden kapitalist ve komünist blok arasında bölünmüş olan Avrupa devletleri, artık temeli ortak Avrupa kültürü olan Avrupa Birliği çatısı altında birleşmektedirler. Bunun ekonomik ve siyasi avantajları sayılamayacak kadar çoktur; bu birlik sayesinde Avrupa dünyanın tümüne yön verecek büyük bir global aktör olarak sahneye çıkmaktadır.

İleriyi görebilen yorumcuların tespit ettiği çok önemli bir gerçek ise, 21. yüzyılda gerek Avrupa Birliği'yle, gerek ABD'yle, gerekse tüm diğer medeniyetlerle dost, ama onlardan farklı bir kimlik ve kültüre sahip bir başka medeniyetin kaçınılmaz olarak yükseleceğidir. Türk-İslam coğrafyasında yükselecek olan bu medeniyete, aynı coğrafyayı asırlar boyu büyük bir başarıyla yöneterek dünyanın tek büyük süper gücü olmuş olan Büyük Osmanlı İmparatorluğu'ndan hareketle, "Neo-Osmanlı Medeniyet" diyebiliriz. Bu medeniyetin kuracağı siyasi yapı ise "Neo-Osmanlı Birlik" olacaktır.

Bunu mümkün kılan çeşitli etkenler vardır. Öncelikle, Kuzey Afrika'dan Ortadoğu'ya, Anadolu'dan Kafkasya'ya kadar dev coğrafyada, ortak bir İslam inancına ve kültürüne bağlı halklar yaşamaktadır. Bu halkların kutsal değerleri, adetleri, gelenekleri, görenekleri büyük ölçüde birbirine benzer. Farklı lisanları konuşsalar da, kültürel olarak aynı "dil"de düşünürler.

Devamı için tıklayınız.

Zor Anlar

Allah'ın rızasını ve sonsuz cennetini kazanmak için yaşayan bir Müslümanın, zorluk anlarında sergileyeceği güzel tavırlar, imani gücünün ve ahlaki üstünlüğünün birer göstergesidir. Tüm bu üstün tavırlar ise, Rabbimiz'in bizlere bildirdiği, tek güzel ahlak olan Kuran ahlakının sonucudur.

Zor anların önemi ile kast edilen, Müslümanların her türlü zorluk, sıkıntı ve yokluk anında dayanıklı, cesur, tevekküllü, hoşgörülü, fedakar ve merhametli olmalarıdır. Güzel ahlakından asla taviz vermeyen, her olayı büyük bir olgunluk ve tevekkülle karşılayan, olayların hikmetlerini ve hayırlı yönlerini gören, çevresindeki insanları da aynı üstün ahlakı yaşamaya davet eden Müslüman, zor durumlar karşısında bu tavrını değiştirmeyen kişidir. Bu zorluk anları da Kuran'da tarif edildiği gibi iman edenlerin çok şiddetli denemelerden geçirildikleri, "Hani onlar, size hem üstünüzden, hem alt tarafınızdan gelmişlerdi; gözler kaymış, yürekler hançereye gelip dayanmıştı…" (Ahzab Suresi, 10) ayetinde belirtildiği gibi şiddetli sıkıntılarla çevrelendikleri dönemlerdir.

Devamı için tıklayınız.

Nasıl 3 Boyutlu Görüyoruz?

Rahman (olan Allah)'ın yaratmasında hiçbir "çelişki ve uygunsuzluk" göremezsin. İşte gözünü çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun? Sonra gözünü iki kere daha çevirip-gezdir; o göz (uyumsuzluk bulmaktan) umudunu kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir. (Mülk Suresi, 3-4)

Gözümüzün 2 boyutlu olarak gördüğü nesneleri beynimiz üç boyutlu olarak algılamaktadır. Bu algının nasıl oluştuğunu araştırmak için yapılan bilimsel çalışmalar, beynin mükemmel bir tasarıma sahip olduğunu ortaya koymuştur. Görmedeki bu mükemmelliği anlayabilmek için biraz daha detaylı inceleyelim.

İki gözümüzün olması, gördüğümüz bir objeyi 2 farklı açıdan algılamamızı sağlar. Gözler arasındaki aralık 5 cm.'den biraz daha fazla olduğu için iki retinada oluşan görüntüler birbirlerinden farklıdır. Bir objenin, iki farklı açıdan elde edilen görüntüleri beynin görme merkezinde birleştirilir. Üçüncü boyut algısı da beyinde devreye girer ve böylece insan bir objenin görüntüsünü üç boyutlu görür. Üçüncü boyutu, bilinenin aksine, doğrudan gözler sağlamaz, beyin sağlar. Üçüncü boyut bir algıdır ve bütün algılama işlemleri beyin düzeyinde gerçekleşir. Bu sayede derinlik ve cisimler arasındaki mesafe algılanır.

Devamı için tıklayınız.

Teknolojide Yeni Bir Dönüm Noktası: DNA Bilgisayarı

Bir grup bilim adamı saniyede 330 trilyon işlem gerçekleştirebilen ve en hızlı PC'den 100 bin kat daha hızlı olan bir bilgisayar geliştirdiler:

Bir DNA Bilgisayarı!

Bir yıl önce Rehovot'da, Weizmann Bilim Araştırma Enstitüsünde İsrailli bilim adamları, mikroskobik silikonlar yerine enzimlerden oluşan programlanabilir moleküler bir bilgisayar üretmişlerdi. Bu sistemi geliştiren ekip, geçen zaman içinde bir adım daha ileri gitti. Tek bir DNA molekülü ile bir bilgisayarı çalıştırmayı başardılar.

Yeni geliştirilen mikroskobik bilgisayarda DNA molekülü, hem işlem yapıyor hem de gerekli enerjiyi üretiyor. Bilgisayarın veri giriş çıkış terminalleri ile yazılım ve donanımı tamamen, canlı organizmalardaki kodlanmış bilgiyi depolayan DNA moleküllerinden yapılıyor. Aynı zamanda DNA bilgisayarının enerji kullanımının da çok düşük olduğu belirtiliyor.

Devamı için tıklayınız.

Yaratılış Hakikatleri

Eller

Elin en önemli özelliği, tamamen standart bir yapısı olmasına rağmen birbirinden çok farklı kullanım alanlarında büyük bir verimle işlemesidir. Çok sayıda kas ve sinire sahip olan kollarımız, şartlara göre elimizin kuvvetli veya yumuşak kavramasında yardımcı olurlar. Mesela; insan eli, yumruk sıkılmamış haldeyken bile herhangi bir nesnenin üzerine 45 kilo ağırlığında bir güçle darbe indirebilir; diğer taraftan da başparmak ve işaret parmağı arasına aldığı, milimetrenin onda biri inceliğindeki bir kağıt parçasını da hissedebilir. Bu iki işlemden biri çok ince bir ayar gerektirirken, diğeri tam tersine büyük bir güç gerektirmektedir. Ama biz, kağıdı alırken de, yumruk atarken de 1 saniye bile nasıl yapmamız gerektiğini düşünmeyiz, ikisi arasındaki güç farkını ayarlamayı da düşünmeyiz. Çünkü insan eli bütün bu işlemleri aynı anda yapabilecek şekilde tasarlanmıştır. El, bütün özellikleriyle birlikte, kendisine bağlı bütün yapılarla birlikte aynı anda yaratılmıştır.

Papağan Balığının Uyku Tulumu

Papağan balıkları özellikle geceleri kendi ürettikleri jelatinimsi bir madde ile tüm vücutlarını kaplarlar. Bunu kendilerini dış etkenlerden korumak için üretirler. Bu madde balığı geceleri aktif olan ve ciddi bir tehlike oluşturan düşmanlarından korurken bir yandan da balığın kamuflaj yöntemiyle gizlenmesini sağlar.

Bu jelatinimsi kılıf, solungaç boşluğundaki salgı bezinden nefes alıp verirken salgılanır. Bir süre sonra bu kılıf balığın tüm vücudunu sarar. Pagağan balıklarının en büyük düşmanı mürenler olağanüstü hassas bir koku alma yeteneğine sahiptirler ve avlarını bu yetenekleri sayesinde bulurlar. Fakat bu koruyucu kılıf sayesinde müren, papağan balığının kokusunu alamadığı gibi, yanından geçerken avına çarpsa bile onu fark edemez. Pagağan balıklarının ihtiyacı olan bu mükemmel sistemi var edip düzenleyen Yüce Allah'tır.

Devamı için tıklayınız.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Mucize Savaşçı Kortizol
Köpek Balıklarındaki Özel Sistem
Sağduyulu Yahudilerin Siyonizme Karşı Tepkisi Hızla Büyüyor
Tiroid Bezinden Verim Dersleri
İnternet Dünyası: kuranmucizeleri.com
İnternet Dünyası: hazretiisagelecek.com
İnternet Dünyası: insanmucizesi.com
   
 

İlmi Mercek Dergisi © 2005
Bu sitede yayınlanan tüm çalışmaları, siteyi referans göstermek koşulu ile,
telif hakkı ödemeksizin kopyalayabilir, çoğaltabilir ve dağıtabilirsiniz.