|
Kapak Konusu:
Hz. Musa'nın Kızıldeniz'i Geçişinin Sırrı Hz. Musa ve ona tabi olanların, Mısırdan çıktıktan sonra izledikleri yol ve Kızıldeniz'i nasıl ve nereden geçtikleri tarih boyunca merak konusu olmuş ve bu konuda birçok bilimsel araştırma yapılmıştır. Geçtiğimiz günlerde yapılan araştırmaların sonucu, bu konunun aydınlatılmasına önemli bir ışık tutmuştur. Denizin yarılması mucizesi günümüzde bilimsel olarak da açıklanmaktadır.
Hayatı hakkında Kuranda, en fazla açıklama bulunan peygamberlerden biri Hz. Musa'dır. Yüce Allah, çeşitli ayetlerde Hz. Musa'nın doğumundan başlayarak, hayatının sonuna kadar yaşadığı tüm mücadeleyi detaylı olarak bildirmektedir.
Tarihi kaynaklara göre; Hz. Musa'nın en büyük mücadeleyi yaşadığı kişi ise, hiç şüphesiz Firavunlar arasında en zalim diktatörlerden biri olan 2. Ramses'tir. (Birçok tarihçi Hz. Musa döneminde yaşayan Firavunun, zalimce uygulamaları ile tanınan 2. Ramses olduğu konusunda hemfikirdir.)
2. Ramses'in kendi halkına ve topraklarında yaşayan diğer halklara uyguladığı zulüm, daha Hz. Musa doğmadan başlamıştır. Ramses'in zalimliklerinin en bilineni ise, Hz. Musa'nın doğduğu dönemde -büyücülerinin de yönlendirmesi ile- yeni doğan erkek çocukların öldürülmesini emretmesidir.
Allah, doğumuyla birlikte Firavun tarafından öldürülmek istenen Hz. Musa'yı, mucizevi bir şekilde Firavunun sarayına yerleştirmiş, peygamberlik dönemine kadar da orada yaşatmıştır.
Devamı için tıklayınız.

Kamuflaj Ustası Mantis Böceği Bazı hayvanlar, yaşadıkları ortama son derece uyumlu şekilde yaratılan vücut yapıları ile korunma altına alınmışlardır. Allah'ın bu hayvanlara verdiği "kamuflaj" özellikleri bulundukları ortama o denli uyumludur ki çoğu zaman konuyla ilgili bazı resimlerin bir bitkiye mi, yoksa bir hayvana mı ait olduğunu anlamak veya bir ortam içinde gizlenen hayvanı seçebilmek neredeyse imkansızdır. Kamuflaj o kadar etkili ve ustacadır ki, özel biçimde planlanıp "yaratılmış" bir savunma mekanizması olduğu açıkça görülmektedir.
Mantisler de, yaşadıkları çevreye uyumlu olarak yaratılan canlılardandır. Bazen bir yaprağın, bazen de bir dalın arasında gizlenirler. Tek silahları vücutlarının şekli ve rengidir. Bu sayede düşmanlarından en iyi biçimde gizlenebilirler.

Su Altında Mucize Hayat: Deniz Altı Çölü Kızıldeniz kıyılarında bilinen çölden çok farklı bir çöl dünyası bulunmaktadır. Kumlarla kaplı kurak çöllerin aksine sular altında bir deniz altı çölü…
Tamamen boş gibi görünen deniz altı çöllerinin en mucizevi yönü ise sakin görüntüsünün aksine hayranlık uyandıran harika canlılarla dolu olmasıdır.
İlk bakıldığında, bildiğimiz çölün görüntüsünü çağrıştıran deniz altı çölü, gerçekte birbirinden mucizevi canlılarla dolu hareketli bir ortama sahiptir. Bu canlıların bir bölümü küçük deniz kabuklarında saklanır, bir bölümü çevre ortamına uyarak kamufle olur, birçok canlı da saklanma yeri olarak kumun altını tercih etmektedir.
Deniz altı çölünde birbirinden oldukça farklı renklere ve şekillere sahip olan bu canlılar, taşıdıkları farklı özelliklerle de hayranlık uyandırırlar. En küçüğünden en büyüğüne kendilerine özgü savunma ve avlanma yöntemleri bulunan bu canlılar, Yüce Rabbimiz'in üstün yaratışının delillerinden sadece birkaç tanesidir.
Hiç şüphesiz, muhteşem bir düzene sahip olan deniz altı çölü ve bu çölün üyeleri, Rabbimiz'in şanını gerektiği gibi tanıyıp takdir etmeye vesile olacak yaratılış delillerinden sadece birkaçıdır. Herşeyi örneksiz yaratan Yüce Allah, sularla kaplı bir alanda, çöl hayatı yaşayan canlılara bu çöle en uygun özellikleri vermiş ve hayatlarının devamlılığı için kusursuz sistemler yaratmıştır.
Devamı için tıklayınız.

Allah'ın İnsanlara Rahmeti: Kordon Kanı Günümüz tıp teknolojisi her geçen gün bir yenilik veya keşif ile insan sağlığına katkı sağlamaya devam ediyor. Dünyada her yıl milyonlarca dolarlık fon ayrılan bu araştırmaların en son buluşlarından biri ise mucizevi bir sıvı. Doğum sırasında toplanarak, ileride oluşabilecek bir hastalık durumunda sağlığın tekrar kazanılmasını sağlayan bu eşsiz mucize ise yalnızca bir defa elde edilebilen: Kordon kanı
Bu yazımız boyunca, Allah'ın kusursuz yaratışının bir delili olan ve yalnız doğum sırasında elde edilebilen kordon kanının oluşum aşamalarını ve hayranlık uyandıran özelliklerini işleyeceğiz.
Kordon Kanının Başlangıç Noktası: Plasenta
Teknolojinin en son imkanları ile üretilmiş, milyonlarca dolar değerinde olan ve en modern hastanelerde kullanılan yaşam destek üniteleri, birkaç kilogram ağırlığında bir et parçası ile karşılaştırıldıkları zaman son derece ilkel ve yetersiz kalırlar. Bu et parçası bilim adamları tarafından "doğumun gerçek kahramanı" olarak nitelendirilen plasentadır. (Intimate Universe, The Human Body, Volume 1, 1998 British Broadcasting Corporation)
Embriyo, gelişimi için gerekli olan besin, oksijen ve diğer maddeleri belirli bir dönemden itibaren anne kanından almaya başlar. Plasenta da, anne ile embriyo arasında bu maddelerin alışverişini sağlayan bir yapıdır; anne ile embriyo arasında köprü görevi görür. Doğum sürecinin tamamlanmasından kısa süre sonra plasenta görevini tamamlayarak rahim dışına atılır. Kordon kanının mucizevi süreci ise bu noktada ortaya çıkmaktadır.
Devamı için tıklayınız.

Bencillik, Hırs ve Kıskançlıktan Kurtuluş İçin: Fedakarlık Fedakarlık; insanın sahip olduğu, sevdiği, değer verdiği şeylerden hiç düşünmeden ve seve seve feragat edebilmesidir. İnandığı değerler ya da sevdiği insanlar uğruna gerektiğinde kendi çıkarlarından vazgeçip her türlü zorluk ve sıkıntıyı göze alabilmesi, bu konuda elinden gelenin en fazlasını yapabilecek şevk, azim ve iradeyi kendisinde bulabilmesidir.
Yüce Allah, Kuran'da "Sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar asla iyiliğe eremezsiniz..." (Al-i İmran Suresi, 92) ayetiyle tüm müminlerin uyması gereken önemli bir gerçeği bildirmiştir. Bu, insanları gerçek anlamda iyiliğe ulaştıracak olan en temel ahlak özelliklerinden biri olan "fedakarlık"tır.
Ancak insan nefsi bencillik, egoistlik, kıskançlık gibi çeşitli kötü ahlak özelliklerine yatkındır. Nefsini eğitmediği takdirde, bu duygular kişinin tüm ahlakına hakim olur. Böyle bir kişi ise genellikle herkesten çok, hatta çoğu zaman yalnızca kendisini düşünür.
Nefsin bu zayıflığından kurtulmak ise ancak, imanı kavramak ve Kuran ahlakını yaşamakla mümkün olur. Allah'ın Kuran'da emrettiği ahlak anlayışını kavrayan bir kimse, hayatının her anında fedakarlık gösterebilecek bir yapıya ulaşabilir. Çünkü Allah, "... Kim nefsinin bencil-tutkularından (ya da cimri tutumundan) korunursa; işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır." (Teğabün Suresi, 16) ayetiyle dünyada ve ahirette insanları kurtuluşa yöneltecek olan tavrın, nefislerinin bu kötü özelliğinden sakınmak olduğunu bildirmiştir. Müminin gösterdiği bu fedakarane ahlaka karşılık, Allah kendisini dünyada iyilik ve güzellikle mükafatlandıracak, ahirette de sonsuza dek benzersiz nimetlerle ödüllendirilecektir. Allah, güzel davranışlarda bulunanları Kuran'da şöyle müjdelemektedir: "Güzellik yapanlara daha güzeli ve fazlası vardır. Onların yüzlerini ne bir karartı sarar, ne bir zillet, işte onlar cennetin halkıdırlar; orada süresiz kalacaklardır." (Yunus Suresi, 26)
Devamı için tıklayınız.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler
|