Sık Kullanılanlara Ekle Dergi Aboneliği Site Üyeliği Bize Ulaşın
 
Ana Sayfa Makaleler Eski Sayılar
Site Hakkında
 
 
Mercek Sayı 36

Mercek Sayı 36

Mercek Dergisi'nin Haziran 2004 sayısını buradan download edebilirsiniz.

PDF Download


Kategoriler
Ahir Zaman & Mehdi
Batıl Felsefeler
Bitki Dünyası
Cahiliye Toplumu
Çocuklar İçin
Darwinizm İdeolojisi
Dinlerin Kardeşliği
Doğadaki Yaratılış
Dünyamız
Evrendeki Mucizeler
Evrim Teorisinin Çöküşü
Gerçek Milliyetçilik
Harun Yahya Hakkında
Hayvanlar Alemi
Hazreti İsa Gelecek
İslamın Yükselişi
İslam Terörü Lanetler
Kuran Ahlakı
Kuran Bilgisi
Kuran Mucizeleri
Maddenin Ardındaki Sır
Masonluğun Sırları
Mikrodünya Mucizesi
Milli Strateji
Peygamberler Tarihi
Tarih
Tefekkür Konuları
Türk-İslam Birliği
Vücudumuzdaki Mucizeler
Yahudilik

Tavsiye Edilen Kitaplar
Tarihin En Büyük Bilim Sahtekarlığı Evrim Teorisi
Protein Mucizesi
Sinsi Bir Tehlike Gaflet
Darwinizm Dini
Ölüm Kıyamet Cehennem
Mucizeler Zinciri

Tavsiye Edilen Belgeseller
Üç Kutlu Şahıs ve Ahir Zaman
Hz. İsa (a.s.) 2
Adnan Oktar ile Ramazan Sohbetleri 06. Gün
Türk İslam Birliği Dergisi Rauf Denktaş Tanıtım Filmi
Allah'ın Renk Sanatı
Hazreti Mehdi Döneminde İslam Birliği

Tavsiye Edilen Linkler
kuranevrimiyalanliyor.c..
evrimsahtekarliklari.co..
milletisadika-ermeniler..
kuranmucizeleri.com
evrimsacmaliklari.com
insanmucizesi.com

harunyahya.net

evrimaldatmacasi.com

 

Kapak Konusu:
Hz. İsa ve Hz. Mehdi Konusundaki Şahsı Manevi Yanılgısı

Bediüzzaman'ın eserlerinde kullandığı "şahsı manevi" kavramı konusundaki yanlış anlaşılmaya açıklık kazandıran izahlara pek çok örnek vermek mümkündür. Ancak bunlardan sadece birkaç tanesi bile, Hz. İsa'nın ve Hz. Mehdi'nin ahir zamanda beraberlerindeki mümin topluluklarının şahsı manevisi ile birlikte, onlara önderlik ederek zuhur edeceklerinin anlaşılması için yeterlidir.

Hz. İsa Yeryüzüne İkinci Gelişi Konusundaki Şahsi Manevi Yanılgısı

Kuran ayetlerinde Hz. İsa'nın ölmediği ancak Allah Katına alındığı haber verilmekte ve çeşitli alametlerle yeryüzüne yeniden döneceği bildirilmektedir. Peygamber Efendimiz (sav) ise, Hz. İsa'nın dünyanın son dönemlerinde mucizevi bir biçimde yeryüzüne döneceğini, Hıristiyanları ve Müslümanları ortak bir din ve ahlakta, İslam dini üzerinde birleştirerek yeryüzüne barış, adalet ve mutluluk getireceğini hadislerinde çok detaylı olarak haber vermiştir. Kuran'da ve Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde yer alan bu açıklamalar ve işaretler hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kadar açık ve detaylıdır.

Hz. İsa'nın yeryüzüne ikinci kez geleceği konusu Bediüzzaman Said Nursi'nin de eserlerinde sık sık vurguladığı bir konudur. Ancak Bediüzzaman'ın bu konuyu anlatırken kullandığı "şahsı manevi" kavramı günümüzde gerçek anlamından farklı bir şekilde anlaşılabilmekte ve yanlış yorumlanabilmektedir. Oysa Bediüzzaman'ın Hz. İsa'nın bir şahsı manevi olarak değil bir şahıs olarak yeryüzüne ikinci kez geleceği ve Hz. Mehdi ile birlikte tüm yeryüzüne barış ve huzuru hakim kılacağına dair açıklamaları son derece açıktır.

Her peygamberin ve elçinin çevresinde onun maneviyatının tecellisi olan bir şahsı manevi oluşur. O elçiye tabi olan, onu örnek alan, onun tebliğini izleyenlerin oluşturduğu bir kitle ve hareket de, onun şahsı manevisini oluşturur. Ancak şu çok açıktır ki bir şahıs olmadan onun şahsı manevisinden de söz edebilmek mümkün değildir. Her mümin topluluğunun bir önderi olduğu Kuran'da bildirilen Allah'ın bir adetullahıdır. Dolayısıyla Bediüzzaman Said Nursi de şahsı manevi terimini kullanırken Kuran'ın adetullahında olduğu şekilde kullanmıştır.

Devamı için tıklayınız.

Peygamberimiz (sav)'in Tebliğ Mektupları

Hz. Muhammed (s.a.v)'in çeşitli ülkelerin krallarına ve bazı eyaletlerin valilerine yazdığı tebliğ mektuplarından bir kısmının orijinalleri günümüze kadar muhafaza edilmiştir. Hükümdarların ve halklarının en güzel ve hikmetli şekilde hak dini yaşamaya davet edildiği bu mektuplar, Peygamber Efendimiz (s.a.v)'in üstün ahlakının, bağışlayıcılığının, hoşgörüsünün ve tebliğ gücünün tarihi örneklerindendir.

Yüce Allah’ın, Kuran-ı Kerim’de “Alemlere Rahmet” olduğunu bildirdiği Peygamber Efendimiz (s.a.v), kendisine bu şerefli görev vahyedildiği ilk andan yaşamını yitirdiği ana kadar Rabbimiz’in dinini tebliğ etmiştir. Hz. Muhammed (s.a.v)’in bu tebliğleri sırasında izlediği yöntemlerden en etkili olanlardan biri ise şüphesiz çeşitli ülkelerin hükümdarlarına yolladığı mektuplar olmuştur. Bu mektuplardaki hikmetli, etkileyici ve ılımlı üslup, pek çok kişinin hak din İslam’ı tanıyıp kabul etmelerine vesile olmuştur. Kuşkusuz Peygamberimiz (s.a.v)’in tebliğindeki bu hikmetli üslup tüm Müslümanlar için bir örnektir.

Hz. Muhammed (s.a.v) gönderdiği mektuplarda toplulukların liderlerine, öncelikli olarak Yüce Allah’ın tek İlah olduğunu ve asla ortağı olmadığını tebliğ etmiştir. Bununla birlikte Peygamberimiz (s.a.v) mektuplarında uzlaştırıcı, davetçi ve Allah’ın koruması altında olduğunu bildirmiştir.

Mektup yolladığı her hükümdarı İslam’a çağıran Peygamberimiz (s.a.v), eğer Müslüman olurlarsa ve topluluklarına da bunu ulaştırırlarsa Allah Katında sevaplarının çok büyük olacağı müjdesini vermiştir. Ayrıca itaat edip tebliği kabul ederlerse iktidarlarını koruyacaklarını, kabul etmezlerse de lideri oldukları topluluğun sorumluluğunu taşıyacakları ve dünyada da iktidarlarının kalmayacağını vurgulamıştır. (Harun Yahya, Hazreti Muhammed)

Devamı için tıklayınız.

İnternet Dünyası: evrimefsanesi.com

www.evrimefsanesi.com

Dünyadaki ateist çevreler, özellikle de ateizmi bilimsellik görüntüsü altına gizlemeye çalışanlar çok büyük bir panik içindedirler. Çünkü inandıkları materyalist felsefe ve bu felsefenin en önemli dayanağı olan Darwinizm, bilim karşısında büyük bir açmazdadır. Evrim teorisinin bir masal olduğunu artık bütün dünya görmektedir. Canlıların tesadüflerle ortaya çıktığını öne süren evrim safsatası çökerken, yaratılış gerçeğinin kesin delilleri de açıkça ortaya çıkmaktadır. 19. yüzyılın köhne evrim masalları ile bir zaman kandırılan kitleler, ateizmin sadece akılsızlara özgü bir hastalık olduğunu artık anlamış durumdadırlar. Bu çıkmaz içerisindeki evrimciler, Allah'ın üstün yaratışını kabul etmekten kaçtıkları için evrimi savunmak adına birtakım uydurma, aslı ve bilimsel hiçbir kaynağı olmayan iddialar ortaya atmaktadırlar.

Harun Yahya'nın eserleri ışığında hazırlanan bu site, masalsı bir efsane tarzındaki bu iddiaları gözler önüne sermek için hazırlanmıştır. evrimefsanesi.com ile evrimin, evrimcilerin asılsız iddiaları ve büyük yalanlarıyla aslında uydurma bir efsaneden farklı olmadığını göreceksiniz.

(Hz. İsa, Hz. Mehdi ve Deccal) Ahir Zaman Şahısları Neden Tanınmıyor?

İçinde bulunduğumuz asır, Peygamber Efendimiz (sav)’in hadislerinde ve İslam alimlerinin eserlerinde haber verilen ahir zaman alametlerinin gerçekleştiği müjdeli bir dönemdir. Bu alametlerin birbiri ardına gerçekleşmesi ile İslam alemi çok kutlu bir bekleyiş içine girmiştir: Hz. İsa’nın yeryüzüne ikinci kez gelişi ve Hz. Mehdi ile birlikte İslam ahlakını tüm dünya üzerinde hakim kılmaları.

Hz. İsa’nın yeryüzüne ikinci kez gelişi Kuran ayetlerinde, Peygamber Efendimiz (sav)’in hadislerinde ve kıymetli İslam alimlerinin eserlerinde hiç şüpheye yer bırakmayacak şekilde haber verilmektedir. Yine hadislerde ve İslam alimlerinin açıklamalarında bildirildiğine göre, Hz. İsa ve Hz. Mehdi ortaya çıkışlarının ilk yıllarında insanların büyük bir bölümü tarafından tanınmayacaklardır. Onların tanınmamalarında Deccal’in de büyük bir rolü olacaktır. Deccal, ahir zamanda Hz. İsa’nın ve Hz. Mehdi’nin karşısında yer alıp, inkarın insanlar arasında yayılması için mücadele eden, insanları kötülüğe sürükleyen bir negatif güçtür. Deccal de ilk çıktığında türlü aldatmacalar ve hilelerle kendisini insanlara farklı şekilde tanıtacak ve bu nedenle negatif bir güç olduğu da hemen anlaşılamayacak ve hemen tanınamayacaktır.

Deccal’in Hz. İsa ve Hz. Mehdi’ye karşı kullanacağı propaganda yöntemleri

Kuran ayetlerinde birçok peygambere çok az sayıda kişinin iman ettiği haber verilmiştir. Hz. Musa’ya kavminin gençlerinden başka iman eden olmadığı bildirilmiştir: “Sonunda Musa'ya kendi kavminin bir zürriyetinden (gençlerinden) başka -Firavun ve önde gelen çevresinin kendilerini belalara çarptırmaları korkusuyla- iman eden olmadı...” (Yunus Suresi, 83)

Hz. İsa’ya da az sayıdaki havarilerin iman ettikleri ve halktan da ona destek veren kimsenin olmadığı haber verilmiştir: “Ey iman edenler, Allah'ın yardımcıları olun: Meryem oğlu İsa'nın havarilere: "Allah'a (yönelirken) benim yardımcılarım kimlerdir?" demesi gibi. Havariler de demişlerdi ki: "Allah'ın yardımcıları bizleriz." Böylece İsrailoğulları'ndan bir topluluk iman etmiş, bir topluluk da inkar etmişti. Sonunda Biz iman edenleri düşmanlarına karşı destekledik, onlar da üstün geldiler.” (Saff Suresi, 14)

Devamı için tıklayınız.

Diyalog Düşüncesi Doğru Mu Yanlış Mı?

Son olarak Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'na bağlı Kültürlerarası Diyalog Platformu'nun düzenlediği "Ortak Ata Hz. İbrahim'in Aydınlığında Dinler ve Barış Uluslararası Sempozyumu (Harran Buluşması)"nın ikincisi, Mardin'de 13 Mayıs 2004 günü yapıldı. Sempozyuma 11 dini önder ile Almanya, ABD, İsveç, İngiltere, İtalya, Fransa ve Türkiye'den birçok akademisyen katıldı ve konu tüm detaylarıyla tartışıldı.

Dört oturum halinde gerçekleşen sempozyumda, "Hz. İbrahim'in mesajında barış", "İbrahimi gelenekte barış", "Üç semavi dinde barış kahramanları" ve "Yarının dünyasında Hz. İbrahim'in mesajının yeri" gibi ana başlıklar altında "Dinler Arası Diyalog"un nasıl geliştirilebileceği üzerinde konuşuldu.

Bu gibi diyalog çalışmalarının yanında, toplumda bazı kesimler bu girişimlere karşı bazı çekinceler taşımakta, bu yaklaşımın birtakım sakıncaları olabileceğini düşünmektedirler. "Dinler arası diyalog" doğru mu yanlış mı? Bu sorunun en güzel cevabı şüphesiz kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim'de ve Peygamber Efendimiz (sav)'in uygulamalarındadır.

İslam'ın Ehl-i Kitap'a Bakış Açısı

Kuran'da Yahudiler ve Hıristiyanlar Ehl-i Kitap olarak isimlendirilirler. Bunun nedeni her iki dinin mensuplarının da, Allah'ın vahyettiği İlahi kitaplara tabi olmalarıdır. Yahudilerin ve Hıristiyanların kitapları incelendiğinde, bazı tahrif olmuş kısımlar olmakla birlikte, hak dine ait bazı hükümlerin ve güzel ahlak öğütlerinin muhafaza edilmiş olduğu da görülecektir. Samimi olarak iman eden Yahudiler ve Hıristiyanlar –her ne kadar inanışlarında ve ibadetlerinde zaman içinde bazı bozulmalar yaşanmışsa da- özünde Allah'ın varlığına ve birliğine iman eden, meleklere, peygamberlere ve hesap gününe inanan ve din ahlakının yaşanması gerektiğini düşünen kimselerdir. Bu gerçek, Müslümanların onlara yaklaşımında da önemli bir ölçüdür. Kuran ahlakının gereği, Müslümanların Ehl-i Kitap'a karşı adil ve merhametli bir tutum izlemeleridir. Nitekim sevgili Peygamberimiz (sav) de Müslümanlara, tüm insanlar arasında her zaman adaletle hükmetmeleri gerektiğini bildirmiştir:

İnsanlar arasında adalet yapılması büyük bir sadakadır. (Buhari, V, 2504)

Devamı için tıklayınız.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Gerçek Akıl Nedir?
Kuran'da Hıristiyanlık ve Musevilik Propapangası Yoktur!
Tevrat'tan 1500 Yıl Öncesine Ait Ebla Tabletlerinde Adı Geçen Peygamberler
Doğumunu Erteleyebilen Canlı
Hiç Susamasaydınız Neler Olurdu?
İnternet Dünyası: kurandakadin.com
   
 

İlmi Mercek Dergisi © 2005
Bu sitede yayınlanan tüm çalışmaları, siteyi referans göstermek koşulu ile,
telif hakkı ödemeksizin kopyalayabilir, çoğaltabilir ve dağıtabilirsiniz.