<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>

<rss version="2.0">
<channel>
<title>ilmimercek.NET RSS</title>
<description>ilmimercek.NET İçeriği</description>
<link>http://www.ilmimercek.net</link>
<language>tr</language>
<category>ilmimercek</category>

		<item>
		<pubDate>2012-01-18</pubDate>
		<title><![CDATA[Keskin Gece Görüşüne Sahip Kedi Gözleri]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/keskin_gece_gorusune_sahip_kedi_gozleri_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><li>Kediler, dünyayı nasıl algılar?

<li>Dünyayı görme, algılama biçimleri niçin insanlardan farklıdır?

Kedilerin gözlerindeki yaratılış özellikleri, Yüce Allah’ın yaratmasındaki mükemmelliği ortaya koyan delillerden biridir. Rabbimiz kedilerin gözlerini, bu canlıların ihtiyacına uygun kontrol ve koordinasyon özelliklerine sahip olarak benzersiz bir uyum içinde  yaratmıştır. Bir ayette Allah’ın yaratışındaki kusursuzluğa şöyle dikkat çekilmiştir:

<B>“O Allah ki, yaratandır, (en güzel biçimde) kusursuzca var edendir, ‘şekil ve suret’ verendir. En güzel isimler O’nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O’nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir.” </B>(Haşr Suresi, 24) 

<B>Kedilerin Gece Görüşleri Çok Kuvvetlidir</B>]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=23896]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2012-01-18</pubDate>
		<title><![CDATA[Rabbimiz'in Güçlü Hislere Sahip Olarak Yarattığı Canlılar]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/rabbimizin_guclu_hislere_sahip_olarak_yarattigi_canlilar_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><li><b>Kimi hayvanlar depremlerden önce niçin olağandışı davranışlar sergiler?

<li>Canlıların tehlikeler karşısındaki tutumları nasıldır?

<li>Bazı hayvanların insanlardan daha güçlü olan duyuları hangileridir?

Tehlike Sinyali Veren Canlılar </b>

Topluluk halinde yaşamanın en büyük avantajlarından biri tehlikelere karşı daha fazla korunma sağlamasıdır. Çünkü topluluk içinde yaşayan hayvanlardan herhangi biri, tehlikeyi sezdiğinde sessizce olay yerinden kaçmak yerine var gücüyle çevresindeki diğer hayvanları da uyarır. Her bir canlı türünün, kendine özgü bir uyarı şekli vardır. 

<li>Tavşanlar ve bazı geyikler, tehlikeyi sezdiklerinde çevrelerindeki hayvanları uyarmak için kuyruklarını dikerler. Ceylanlar ise ilginç bir zıplama dansı yaparlar. 

<li>Birçok küçük kuş, düşmanlarını fark ettiğinde hemen öterek alarm verir. Sarı asma kuşu gibi türler, alarm verirlerken dar frekans aralığı olan ve yüksek perdeden bir ses çıkartırlar. İnsan kulağı bunu ince bir ıslık gibi algılar. Bu sesin en önemli özelliği ise kaynağının yönünün anlaşılmamasıdır. Bu, sürüsünü uyaran kuş için önemli bir avantajdır. Çünkü kuş aslında düşmanı gördüğünde çığlık atarak bütün dikkati üzerine çekmeyi göze almaktadır. Ama sesin yönü belli olmadığı için de tehlike nispeten azalmaktadır. ]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=23895]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2012-01-15</pubDate>
		<title><![CDATA[Kuran Bilgisi: Şura Suresi]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/kuran_bilgisi__sura_suresi_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><a href="http://www.Kurantefsiri.tv" class="SidesTableText">www.Kurantefsiri.tv</a>

Şura Suresi, Kuran-ı Kerim’in 42. suresidir. 53 ayetten oluşmaktadır. 23. ve 26. ayetleri Medine’de diğer ayetleri Mekke'de nazil olmuştur. Sure, ismini 38. ayette geçen ve Müslümanların aralarında danışarak işlerini yapmaları gerektiğini bildiren “şura” kelimesinden alır. Şura, danışma ya da toplu denetim anlamında ülkemizde tercüme edilirken, bu sözcük İngilizcede (council) konsey, meclis, kurul, encümen, danışma kurulu, divan, şura, heyet anlamında tercüme edilmiştir. İniş sırasına göre 62. suredir.]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=23883]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2012-01-15</pubDate>
		<title><![CDATA[Vücudumuzdaki Bakır Oranı Çok Hassas Bir Dengeyle Yaratılmıştır]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/vucudumuzdaki_bakir_orani_cok_hassas_bir_dengeyle_yaratilmistir_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><b>Vücudumuz tıpkı cebimizdeki ya da cüzdanımızdaki bozuk paralar gibi demir, bakır, çinko, magnezyum, mangan, vanadyum, molibden, selenyum ve hatta nikel içerir. Canlılığın temeli olan elementlerin (karbon, oksijen, hidrojen, kalsiyum, nitrojen, fosfor) aksine vücudumuzdaki metaller sentezlenemez ve geri dönüştürülemez. Fakat vücudumuza alındıklarında özenle işlenirler. Bu metallerden biri olan bakır, vücudumuzdaki çok sayıda faydalı işlevi yerine getiren mükemmel bir biyolojik metaldir. Fakat bu metalin vücudumuzdaki oranı Allah’ın yarattığı belirli bir ölçü iledir. Eğer onu işleyen bu mekanizmada düzensizlik olur ve bakırın hassas oranı değişirse vücudumuzda tamiri çok zor hasarlar meydana gelebilir.

<li>Bakırın vücudumuza olan faydaları nelerdir?

<li>Bu mineralin vücumuzdaki eksikliği nelere yol açar? </b>

Vücudun günlük bakır ihtiyacı 1,5–3 mg arasında değişir. Bakır, vücut tarafından zor emilen bir maddedir. Besinlerdeki bakırın ancak %5’i vücut tarafından emilir. Zeytin, badem, fındık, ceviz, taze ve kuru üzüm, arpa, tam buğday ekmeği, bal, kuzu ciğeri, portakal, pancar, pekmez, brokoli, fasulye ve bezelye gibi besin kaynaklarında bol miktarda bulunan bakır vücuda alındıktan sonra indirgenmiş halde (Cu(+) ) duramaz. Bu mineral elektron kaybeder (Cu2+) ve çok amaçlı fonksiyonlar için tüm canlı organizmalar tarafından kullanılır.]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=23882]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2012-01-15</pubDate>
		<title><![CDATA[Bu Ay Neler Var: İlmi Mercek Sayı 91]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/bu_ay_neler_var__ilmi_mercek_sayi_91_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><b>İNTERNET SİTELERİ

<a href="http://www.dogadakimuhendislik.com" class="SidesTableText">www.dogadakimuhendislik.com</a></b>

Bizim hayatımızı kolaylaştıran tüm tasarımlar gibi, doğadaki canlıların bedenlerinde de birçok tasarım örneği bulunur: Kusursuz işleyen kanatlar, kimya laboratuvarları gibi işlev gören hücreler, karanlıkta görmeyi sağlayan kızılötesi gözler, darbelere ve zor şartlara dayanıklı deriler, kaygan zeminde yürümeyi olanaklı kılan vantuz ayaklar bunlardan sadece birkaçıdır. Canlılarda yaratılmış mükemmel yapılar ile teknolojiyle paralel olarak gelişen insan yapımı tasarımlar karşılaştırıldığında ortaya şaşırtıcı bir sonuç çıkmaktadır: Tasarlanan ürünlerin hemen hepsi doğanın birer taklidi olmaktan öteye gidememekte, hatta çoğu zaman canlılardaki üstün yapıların ihtişamına ulaşamamaktadır. İşte sitemizde inceleyeceğimiz bu açık gerçeğin kanıtlarından yalnızca birkaç tanesi: Böceklerdeki kimyasal iletişim: Feromon; Penguenler ve potansiyel enerji- kinetik enerji dönüşümü; “Dört gözlü” balıktaki muhteşem optik tasarımı; Kış güvelerindeki ısıtma sistemi... ]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=23881]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2012-01-15</pubDate>
		<title><![CDATA[Fosiller Evrimi Yalanlıyor, İlmi Mercek Sayı, 91]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/fosiller_evrimi_yalanliyor_ilmi_mercek_sayi_91_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><a href="http://www.yasayanfosiller.com" class="SidesTableText">www.yasayanfosiller.com</a>

<b>GÜVE

Yaş: </b>50 milyon yıllık

<b>Dönem: </b>Eosen

<b>Bulunduğu Yer: </b>Baltık, Kaliningrad, Rusya

Güve, kelebeğe çok benzeyen bir böcek türüdür. Kelebekler ve güveler Lepidoptera adı verilen bir hayvan takımı içinde sınıflandırılırlar. Resimde görülen ve günümüzdeki güvelerden hiçbir farkı olmayan 50 milyon yıllık güve, canlıların evrim geçirmediğini bir kez daha teyit etmektedir.

<b>TAŞ SİNEĞİ

Yaş: </b>50 milyon yıllık

<b>Dönem: </b>Eosen

<b>Bulunduğu Yer:</b> Baltık, Kaliningrad, Rusya]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=23880]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2012-01-15</pubDate>
		<title><![CDATA[Kuran Ahlakında Mümin Kadın Karakteri   ]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/kuran_ahlakinda_mumin_kadin_karakteri____tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><b>Kuran’a göre kadının ve erkeğin karakteri, toplumun değer yargılarına ya da süregelen gelenek ve göreneklere göre değil, Allah’ın bildirdiği “ideal Müslüman ahlakına” göre şekillenmektedir. Bu ahlakı yaşayan Müslüman kadın son derece güçlü ve sağlam bir kişiliğe sahiptir. Ve bu kişiliği toplum nezdinde bir üstünlük elde edebilmek için değil, sadece Allah’ın rızasını ve sevgisini kazanabilmek için yaşar.</b>

Bir insanın kişiliğini güzelleştirip üstün hale getiren, karakterini sağlamlaştıran, ahlakını güzelleştiren, tavırlarını etkileyici kılan o kişinin fiziksel özellikleri değil, imanı, Allah korkusu ve takvasıdır. Bu, Allah’ın Kuran ile bildirdiği önemli bir sırdır.

Kuran ahlakı, insanlara olabilecek en güçlü, en sağlam ve en güzel kişiliği kazandırır. Allah’ın, <b>“... Biz onlara kendi şan ve şeref (zikir)lerini getirmiş bulunuyoruz...”</b> (Mü-minun Suresi, 71) ayetiyle bildirdiği gibi, Kuran ahlakını yaşamak insanlara ‘şan ve şeref’ kazandırmaktadır. Dolayısıyla bu ahlakı yaşayan bir kadın, saygı duyulacak, onurlu ve vakarlı bir karaktere sahip olur. İşte mümin bir kadın da, -eğer Kuran ahlakına göre yaşamıyorlarsa- yaşadığı toplumdan, ailesinden ya da arkadaş çevresinden aldığı telkinler her ne olursa olsun, karakterini Allah’ın beğendiği ve hoşnut olacağı ahlakı ölçü alarak, Kuran ahlakına göre belirler. Kuran ahlakından uzak yaşayan toplumlarda kadın ya da erkek karakterinde görülen tüm zaaflardan, zayıflıklardan, saplantılardan ve tavır bozukluklarından kurtularak, bunların yerine güzel ahlakın getirdiği güçlü bir karakter geliştirirler. Şimdi Müslüman kadının bu örnek karakterini başlıklar halinde inceleyelim.]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=23879]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2012-01-15</pubDate>
		<title><![CDATA[Bir Ayet Bir Açıklama İsra Suresi, 34]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/bir_ayet_bir_aciklama_isra_suresi_34_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><b>“… Ahde vefa gösterin. Çünkü ahid bir sorumluluktur.”</b> (İsra Suresi, 34)
<a href="http:// www.Kuraninmucizeleri.com " class="SidesTableText">
www.Kuraninmucizeleri.com </a> 

Ayette ahde vefa göstermenin önemine dikkat çekilerek, ahdin bir sorumluluk olduğu haber verilmektedir. Allah müminleri verdikleri sözleri tutmakla yükümlü kılmıştır. Güvenilir olmak, müminin önde gelen vasıflarından biridir. Tüm Resuller kavimlerine kendi güvenilirliklerini göstermişler, dürüst ve ahlaklı kişiler olarak tanınmışlardır. Bu durumda, güvenilirliğin önemli bir parçası olan ahde vefa büyük önem taşır.]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=23878]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2012-01-15</pubDate>
		<title><![CDATA[Canlılar Arasındaki İşbirliği ve Ortak Yaşam Örnekleri]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/canlilar_arasindaki_isbirligi_ve_ortak_yasam_ornekleri_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><b><i>İki canlının bir arada yaşaması olayına ortak yaşam (simbiyoz) denir. Bu canlılar birbirlerine zarar vermeden büyük bir uyum ve düzen içinde yaşayabilirler. Bu ortak yaşam sürecinde her canlı kendi görevini bilir ve eksiksiz olarak yerine getirir. Yapılan işlemler tesadüfle asla açıklanamayacak kadar komplekstir. Bu canlıların sürdürdüğü ortak yaşamı en küçük detayına kadar yaratan Allah, muazzam bir düzen var etmiştir. </i>

Mantar ve Alglerin Ortak Yaşam Ürünleri: Likenler </b>

Bazı mantarlar alglerle ortak yaşarlar. Bu birleşimden meydana gelen yeni canlıya ise “liken” adı verilir. Likeni meydana getiren iki canlı da karşılıklı olarak birbirlerinden fayda elde etmektedirler. Mantar, algin gerçekleştirdiği fotosentez işlemi sonucunda besin elde ederken, alg de mantarın kendisine sağladığı su ve mineral sayesinde kurumaktan korunmakta ve kendisi için emin bir yerde yaşamını sürdürmektedir.

İki mikroorganizmanın birleşerek meydana getirdiği bu yeni canlı, mineralleri genellikle havadan ve yağmur sularından alır. Canlı, havanın toksik etkisine karşı güçlü değildir. Bu nedenle sadece hava kirliliğinin olmadığı yerlerde yaşayabilir. Ancak bir likenin yaşaması için sıcaklık çok büyük bir fark oluşturmaz. Likenler, tropik bölgelerde yaşayabildikleri gibi soğuk kutup bölgelerinde de yaşayabilirler.]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=23877]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2012-01-15</pubDate>
		<title><![CDATA[Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu? İlmi Mercek Sayı 91]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/adnan_oktar_ne_demisti_ne_oldu_ilmi_mercek_sayi_91_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><b>Sınırdan Geçen Teröristleri Kameralı Taşlar Gözetleyecek

<a href="http://harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/21318" class="SidesTableText"><u>Kocaeli Tv ve Aba Tv, 19 Şubat 2011</u></a>

ADNAN OKTAR: </b>Evet ben o zaman; <b>“KARAKOLLARI BALİSTİK ÇELİKLE TAKVİYE EDELİM YANİ BOMBAYA VS. HERŞEYE KARŞI ÇOK GÜÇLÜ BİR ŞEY MEYDANA GETİRELİM”</b> dedim. “oradaki koç yiğitlere kafalarını da koruyacak şekilde zırh dağıttıralım” dedim. 

<b>HER YERİ GİZLİ VE AÇIK KAMERAYLA DONATALIM, BÜTÜN ARAZİYE MESELA AĞAÇLARA YA DA KAYALARA GİZLİ KAMERA YERLEŞTİRİLEBİLİR. MESELA KUMANDA ODASI OLUR, KARAKOLUN ALT KISMINDA. KARAKOLLAR UZAY ÜSSÜ GİBİ OLSUN. BAKTIN MI BÜTÜN, EN UFAK, MİLİMETRİK HAREKET BİLE GÖRÜLSÜN. </b>

<a href="http://www.Adnanoktarnedemistineoldu.com" class="SidesTableText">www.Adnanoktarnedemistineoldu.com</a>]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=23876]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2012-01-14</pubDate>
		<title><![CDATA[Türk İslam Birliği Yolunda: İlmi Mercek Sayı, 91]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/turk_islam_birligi_yolunda__ilmi_mercek_sayi_91_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><b>Bu Ülkeye Pasaport Bile Göstermeden Girilecek</b>

Gürcistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Nino Kalandadze, Gürcistan'dan Türkiye'ye, Türkiye'den Gürcistan'a giriş çıkışların 10 Aralıktan itibaren pasaporta gerek kalmadan kimlikle gerçekleşeceğinin müjdesini verdi.

Kalandadze, düzenlediği haftalık değerlendirme toplantısında Türkiye ile Gürcistan arasındaki 1996 tarihli vize anlaşmasına eklenen ve iki ülke arasında kimlikle geçişleri öngören protokolün 10 Aralıktan itibaren yürürlüğe girdiğini bildirdi.

Kalandadze, 31 Mayıs 2011'de imzalanan söz konusu protokol gereği Türk ve Gürcü vatandaşların 10 Aralıktan itibaren pasaporta gerek duymadan Gürcistan ile Türkiye arasında kimlikle de seyahat edebileceklerini açıkladı.]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=23859]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2012-01-14</pubDate>
		<title><![CDATA[Kuran'ın Bazı Sırları: Hud Suresi, 75, 80-81]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/kuranin_bazi_sirlari__hud_suresi_75_80-81_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><b>İslam Ahlakının Hakimiyeti Yakın

ADNAN OKTAR: </b>Hud Suresi; bakın diyor ki Allah,<b> “Doğrusu İbrahim, (Hz. İbrahim (a.s.)) mülayim huylu, duygulu ve gönülden (Allah'a) yönelen biriydi.”</b> Çok güzel ahlaklıydı diyor Allah, övüyor Hz. İbrahim (a.s.)’ı. <b>“Ey İbrahim, bundan vazgeç. Çünkü gerçek şu ki, Rabbinin emri gelmiştir ve gerçekten onlara geri çevrilmeyecek bir azap gelmiştir." </b>“Belalarını bulacaklar” diyor Allah, yani “Bana dua etme” diyor. “Aksi yönde dua etme, belaya karar verdim Ben” diyor Allah. “Belalarını bulacaklar” diyor.

“Dedi ki;” o devrin deccallerine karşı Peygamber (a.s.) diyor ki; "Size yetecek gücüm olsaydı veya sağlam bir yere sığınabilseydim." 80. ayette. 1980 Hz. Mehdi (a.s.)’ın  zuhur yılıdır. Ebcedi de yine aynı tarihi veriyor, bu ayetin. ]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=23856]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2012-01-14</pubDate>
		<title><![CDATA[Kurbağaların Sıçrama Hareketlerindeki Yaratılış Özellikleri]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/kurbagalarin_sicrama_hareketlerindeki_yaratilis_ozellikleri_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><b><li>Kurbağalar, çok uzun mesafeleri kolaylıkla sıçrayarak kat edebilen mükemmel atlayıcı özelliklere sahip canlılardır.

<li>Kurbağalar daha önce bu konuda hiç çalışma yapmadıkları halde nasıl sıçrarlar?

<li>Bu sıçrama hareketleri sırasında niçin yorulmazlar?</b>

Günümüzde olimpiyatlarda uzun mesafeye atlayabilmek için atletler çok uzun yıllar antrenman yapmakta, kaslarını sıçrayabilmek için hazırlamaya çalışmaktadırlar. Çünkü sıçrama, tüm vücut kaslarının üzerine ciddi ağırlık bindiren bir harekettir. Vücudun tüm kaslarını birden çalıştırmayı gerektirdiğinden, hem çok ciddi enerji harcattırır hem de oldukça yorucudur. Fakat; insan için çok yorucu olan bu hareket; minicik bir kurbağa için son derece olağan ve kolaydır. İnsan birkaç kez üst üste zıpladığında nefes nefese kalabilirken, kurbağada en ufak bir yorgunluk belirtisi bile görülmez.

<b>Kurbağaların Sıçrama Özelliklerinin Kaynağı Kaslarındaki Yaratılış Özelliklerinde Gizlidir</b>]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=23837]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2012-01-14</pubDate>
		<title><![CDATA[Ebcedlerde Ahir Zaman: İlmi Mercek Sayı 91]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/ebcedlerde_ahir_zaman__ilmi_mercek_sayi_91_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><b>ADNAN OKTAR:</b>  Hicr Suresi, Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla, şeytandan Allah’a sığınırım. <b>“Elif, Lam, Ra. Bunlar, Kitab'ın ve apaçık olan Kur'an'ın ayetleridir.”</b> Demek ki Kuran apaçık. “Anlaşılmaz” diyorlar ya, Allah da “anlaşılır” diyor. Adam diyor ki; “70 yıl okusam yine anlayamam” diyor. Allah da “anlaşılır” diyor.<b> “O inkar edenler Müslüman olmayı nice kereler dileyecekler.”</b> Deccal taraftarları. <b>“Onları bırak; yesinler, yararlansınlar ve onları (boş) emel oyalayadursun. İleride bileceklerdir.” </b>“Yakın” diyor Allah. Bak, <b>“yesinler, yararlansınlar ve onları (boş) emel oyalayadursun”</b> “boş işlerle uğraşmaya devam etsinler” diyor Allah, “bırak” diyor. <b>“İleride bileceklerdir. Biz, kendisi için bilinen (takdir edilmiş) bir kitap olmaksızın hiçbir ülkeyi yıkıma uğratmadık.”</b> Bak, <b>“Biz, kendisi için bilinen (takdir edilmiş) bir kitap olmaksızın hiçbir ülkeyi yıkıma uğratmadık.”</b> “Kaderde ne zaman yıkılacağı ülkelerin bellidir” diyor. Rejimlerin ne zaman devrileceği belli. <b>“Hiçbir ümmet, kendi ecelini ne öne alabilir, ne de onlar ertelenebilirler.” </b>“Muhakkak ki vakti geldiğinde yıkar, yerle bir ederim” diyor Allah. 4 ve 5. ayetlerde anlatılıyor bu. Ne yapıyor? 45. yani Hicri 1545’e işaret var.]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=23853]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2012-01-14</pubDate>
		<title><![CDATA[İnşaAllah ve MaşaAllah Kelimelerinde Özel Bir Sır Vardır]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/insaallah_ve_masaallah_kelimelerinde_ozel_bir_sir_vardir_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><b><li>İnşaAllah ve maşaAllah kelimelerinin çokça zikredilmesindeki özel sır nedir?

<li>İnşaAllah ve maşaAllah ifadelerini her gerektiğinde söylemek niçin önemlidir?

<li>Sayın Adnan Oktar’ın bu konudaki önemli açıklamaları nelerdir?</b>

Rabbimiz insanlar üzerinde sonsuz merhamet sahibidir. Tüm hayatları boyunca onlara eşsiz nimetler lütfeder. Fiziksel nimetlerin yanında manevi olarak da çok büyük lütuflarda bulunur: hatalarını affeder, tevbelerini kabul eder, onları korur, kötülüklerini örter, hidayetlerini artırır, doğru yola iletir. Allah herşeyi müminlerin lehine kılar ve onları çeşitli yollardan destekler. İşte Kuran’da geçen “inşaAllah” ve “maşaAllah” ifadeleri içinde de böyle çok geniş ve derin anlamlar ve rahmet vardır.

<b>İnşaAllah ve MaşaAllah Allah’ı Zikreden ve Şirki Önleyen Çok Önemli İki İfadedir</b>]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=23844]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2012-01-14</pubDate>
		<title><![CDATA[İslam Dünyasında Geçen Ay: İlmi Mercek Sayı, 91]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/islam_dunyasinda_gecen_ay__ilmi_mercek_sayi_91_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><b>Rusya’da Cami Sayısı 90’dan 7 Bine Çıktı</b>

Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev, “1990’lı yılların başında Rusya’da 90 cami vardı. Şimdi ise 7 binin üzerinde cami var” dedi.

Dmitri Medvedev, Başkırdistan Cumhuriyeti’nin başkenti Ufa’da Merkez Camii’ni ziyaret etti. Ayakkabılarını çıkarıp camiye giren Rusya lideri, Rusya Müslümanları Merkezi Müftüsü Talgat Taceddin’den bilgi aldı. Rusya Müftüler Konseyi Başkanı Ravil Gaynuddin ve diğer bölge müftüleri ile bir toplantı gerçekleştiren Medvedev, Rusya Müslümanlarının sorunlarını dinledi.

Rusya lideri, Sovyetlerin yıkılmasının ardından Müslüman toplumun din eğitim kurumları ve camiler inşa etmesinin memnuniyet verici olduğunu söyledi. Rusya’nın çok dinli ve çok milletli yapısına dikkat çeken Medvedev, Rusya’nın geleceği olan çocukların manevi ve ahlaki açıdan eğitimlerinin önemine vurgu yaptı.]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=23840]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2012-01-12</pubDate>
		<title><![CDATA[Müslüman Mala, Zenginliğe Değil, Allah'a  Aşkla, Tutkuyla Bağlıdır]]></title>
		<description><![CDATA[<img src="/images/Article/musluman_mala_zenginlige_degil_allaha__askla_tutkuyla_baglidir_tr.jpg" style="float:left; padding-right:10px; padding-bottom:10px;" /><b><li>Kuran ahlakını yaşamayan kişilerin mala ve mülke olan bağlılığı neden Müslümanların özellikle sakındıkları büyük bir gaflettir?

<li>Müminler mal ve mülklerini Allah yolunda nasıl kullanırlar?

<li>Tüm mal ve mülklerini Allah yolunda harcayan müminler için Rabbimiz Kuran’da hangi sırrı bildirmiştir?</b>

Bazı insanlar Kuran ahlakını yaşamazlar ve bu nedenle çok çeşitli acılar çekerler. Bu acılarından biri de her an kaybetme korkusunu yaşadıkları mallarına olan tutkulu bağlılıklarıdır. Hatta bu kişiler “mal, mülk sahibi olma” hırslarını yaşamlarının en büyük amacı haline getirirler. Allah bu tür kişilerin sahip olduğu ruh halini Kuran’da <b>“çoğalma tutkusu”</b> (Hadid Suresi, 20) olarak tanımlar. Oysa bu tutku tam manasıyla bir aldanıştır. Çünkü yeryüzündeki tüm mülkün sahibi Allah’tır. İnsanlar, “mal sahibi” olduklarını sanmakla kendilerini aldatırlar. Sahip olduklarını sandıkları şeyleri kendileri yaratmamışlardır, bunları yaşatmaya güçleri yetmez. Yok olmalarını da engelleyemezler. Dahası, bir şeye “sahip” olacak bir durumları yoktur; çünkü kendileri<b> “İnsanların sahibi”</b> (Nas Suresi, 2) olan Allah’ın kontrolü altındadırlar. Kuran’da, tüm varlıkların, kendilerini yaratmış olan Allah’ın mülkü olduğu şöyle bildirilir: 

<b>“Göklerde, yerde, bu ikisinin arasında ve nemli toprağın altında olanların tümü O’nundur”.</b> (Taha Suresi, 6)]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=23820]]></link>
		</item>
		
</channel>
</rss>
