<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>

<rss version="2.0">
<channel>
<title>ilmimercek.NET RSS</title>
<description>ilmimercek.NET İçeriği</description>
<link>http://www.ilmimercek.net</link>
<language>tr</language>
<category>ilmimercek</category>

		<item>
		<pubDate>2008-10-01</pubDate>
		<title><![CDATA[Kuran Bilgisi: İlmi Mercek Sayı 52]]></title>
		<description><![CDATA[<b>Kasas Suresi</b>

Kasas Suresi Kuran-ı Kerim'in 28. suresidir ve 88 ayetten oluşmaktadır. Sure adını 25. ayette geçen”el-Kasas” kelimesinden almıştır. “Kasas” kelimesi olay anlamına gelir ve Kuran'da geçen kıssalar için kullanılır.
 
Surede Hz. Musa ile ilgili bir kıssa yer alır. Ayetlerde Hz. Musa'nın çocukluğu, peygamber oluşu ve İsrailoğullarını Firavun'un zulmünden kurtarıp Mısır'dan çıkardığı haber verlmektedir. Hz. Musa'nın annesi Allah'ın kendisine bildirmesi üzerine çocuğunu suya bırakmış ve Firavun da onu sahipsiz sanarak evlat edinmek üzere yanına almıştır. Hz. Musa gençlik yıllarında kendi kavminden bir tanıdığını kurtarmak için birini öldürmüş ve sonrasında çok pişman olarak Allah'a tevbe etmiştir. Ancak kavmi kendisini öldürmek üzere peşine düşünce Hz. Musa şehirden uzaklaşıp Medyen'e doğru gitmiştir. Medyen suyuna geldiğinde hayvanlarını suyun başına götürmeye çekinen iki kadına rastlamıştır. Hz. Musa iffetlerini koruyan kadınlara yardım ederek hiçbir karşılık beklemeden onların sürülerini sulamıştır. Kısa bir zaman sonra kadınlardan biri gelerek bu iyiliğine karşılık babalarının ona bir mükafat vermek istediğini söylemişİtir. Aralarında yaptıkları anlaşmaya göre Hz. Musa 8 sene çalıştıktan sonra bu iki kişiden biriyle evlenecektir. Böylece Hz. Musa onların yanında uzun bir süre kalmış ve çobanlık yapmıştır. Hz. Musa süreyi tamamladıktan sonra ailesini de alarak yola çıkmıştır. Tur tarafında gördüğü ateş dikkatini çekince o tarafa doğru yönelmiştir. Burada Yüce Allah kendisine seslenmiş ve ona peygamberlik vermiştir:

<b>“Derken oraya geldiğinde, o kutlu yerdeki vadinin sağ yanında olan bir ağaçtan: "Ey Musa, Alemlerin Rabbi olan Allah Benim;" diye seslenildi.”</b> (Kasas Suresi, 30)]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=11457]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2008-10-01</pubDate>
		<title><![CDATA[Hayvanlar Aleminin Usta Mühendisleri: Kunduzlar]]></title>
		<description><![CDATA[Baraj inşa etmek gerçekten zor bir iştir. Örneğin Fırat Nehri üzerindeki Atatürk Barajı'nın yapımı dokuz yıl sürmüş ve bu süre içinde tam 9 bin işçinin aynı anda çalıştığı günler olmuştur. Böylesine ciddi bir organizasyon gerektiren baraj inşaatına hayvanlar aleminde de rastlanıldığını biliyor muydunuz?

Kunduzlar, yuvalarını durgun bir göletin içinde yaparlar. Ancak bu göletin özelliği, kunduzların yaptığı bir barajla suni olarak oluşturulmuş olmasıdır. Kunduzlar, suyun önünü kesmek ve durgun bir gölet oluşturabilmek için ilk olarak kalın dalları dere yatağının içine iterler. Ardından daha ince dalları, daha ağır olanların üzerine yığarlar. Ama karşılarına çıkan bir sorun vardır; akan su bu kitleyi alıp götürebiİlir. Eğer baraj dere yatağına sağlam bir şekilde kenetlenemezse, su kısa sürede onu tahrip edecektir. Barajın su tarafından dağıtılmaması için yapılacak en akıllıca iş, önce dere yatağına kazıklar çakmak ve barajı bu kazıklar üzerine inşa etmektir. Bu nedenle kunduzlar, barajlarını yaparken ana taşıyıcı olarak büyük kazıklar kullanırlar. Ama bu kazıkları dere yatağına çakmakla uğraşmazlar, kullanacakları parçaları taşlarla ağırlaştırarak su içinde sabitlerler. ]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=11454]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2008-10-01</pubDate>
		<title><![CDATA[Hanif Bir Müslüman: Hz. İbrahim]]></title>
		<description><![CDATA[Tarih boyunca Yahudiler, Rabbimiz'in <b>"Gerçek şu ki, İbrahim tek başına bir ümmetti..."</b> (Nahl Suresi, 120) şeklinde övdüğü Hz. İbrahim'i tüm Yahudilerin peygamberi olarak kabul etmiş ve kendilerinin Hz. İbrahim'in yolunu izlediklerini ileri sürmüşlerdir. Hıristiyanlar ise, Hz. İbrahim'in Yahudilerin peygamberi olduğunu kabul etmelerine rağmen, onun kendisinden daha sonra gelecek olan Hz. İsa'ya tabi olduğunu iddia ederek Yahudilerden ayrılmışlardır. 

Oysa gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri yaratan Yüce Rabbimiz, bir öğüt verici ve hidayet rehberi olarak indirdiği Kuran'da, tüm bu sapkın iddiaların yanlışlığını şu şekilde bildirmektedir: 

<b>Yoksa siz, gerçekten İbrahim'in, İsmail'in, İshak'ın, Yakub'un ve torunlarının Yahudi veya Hıristiyan olduklarını mı söylüyorsunuzş De ki: "Siz mi daha iyi biliyorsunuz, yoksa Allah mı Allah'tan kendisinde olan bir şehadeti gizleyenden daha zalim olan kimdir Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir."</b> (Bakara Suresi, 140) ]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=11446]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2008-10-01</pubDate>
		<title><![CDATA[İbadetleri Yaşlılığa Erteleme Yanılgısı]]></title>
		<description><![CDATA[Normal bir akla ve şuura sahip olan herkesi, Allah Kuran ahlakını yaşamakla ve Kuran hükümlerini yerine getirmekle sorumlu tutmuştur. Bu ibadetleri yerine getiren bir insan hem dünya hayatında güzel bir hayat yaşar, hem de sonsuz cennet hayatını kazanır. İnsanın "gençliğimi yaşayayım, nasıl olsa yaşlanınca ibadetlerimi de yapar, ahireti de kazanırım" düşüncesiyle Allah'a karşı olan sorumluluğunu bile bile ertelemesi ahiret hayatını kaybetmesine neden olabilir. Allah; <b>"Tevbe; ne, kötülükleri yapıp-edip de onlardan birine ölüm çatınca: "Ben şimdi gerçekten tevbe ettim" diyenler, ne de kafir olarak ölenler için değil. Böyleleri için acı bir azap hazırlamışızdır."</b> (Nisa Suresi, 18) ayetiyle insanlara bu gerçeği haber vermiştir. 

Ayrıca unutulmamalıdır ki, hiç kimse ölümle ne zaman karşılaşacağını bilemez. Buna rağmen insanın öleceği vakti biliyormuş gibi ibadetleri yerine getirmeyi belirli bir vakte ertelemesi kuşkusuz ki büyük bir hata olur. Zira ölümle karşılaştıktan sonra insan her ne kadar pişman olup geri dönmeyi istese de bir daha böyle bir imkan elde edemeyecektir. ]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=11447]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2008-10-01</pubDate>
		<title><![CDATA[Birbirine Mesaj İleten Hücrelerdeki Mükemmel Detay]]></title>
		<description><![CDATA[Beyindeki mükemmel sistem, bir insanın Allah'ın üstünlüğünü anlaması için tek başına yeterlidir. Beyin, 100 milyardan fazla sinir hücresi ile donatılmıştır. Algılamak, görmek, hissetmek için bu 100 milyar sinir hücresinin birbirleriyle iletişiminin sağlanması gerekmektedir. 100 milyar hücre, toplam 100 trilyon bağlantı yoluyla iletişim kurmaktadır. 

Bu hayret verici iletişimin sağlanma yolları da son derece etkileyicidir. Sinir hücreleri arasında özel bir sıvı vardır ve bu sıvıda çok özelleşmiş bazı kimyasal enzimler yer alır. Bu enzimler "elektron taşıma" özelliğine sahiptirler. Elektrik sinyali bir sinirin ucuna ulaştığında, elektronlar bu enzimlere yüklenir. Enzimler de sinirler arası sıvıda yüzerek taşıdıkları elektronları diğer sinire aktarırlar. Elektrik akımı böylece bir sonraki sinir hücresine geçerek akmaya devam eder. Bu işlem saniyenin çok küçük birimlerinde gerçekleşir ve elektrik akımı en ufak bir kesintiye uğramaz.

Eğer bu enzimlerden bir tanesi görevini yapmayacak olursa, iletilmesi gereken mesaj beyninize gitmeyecektir. Örneğin elinize doğru bakmanıza rağmen, elinizin görüntüsü beyninize ulaşmayacaktır. Ve eğer günün birinde bu enzimler herhangi bir sebeple fonksiyonsuz kalsalar, beyindeki 100 milyar sinir hücresi de fonksiyonsuz kalacaktır. Eğer bu enzimler günün birinde mesajı götürmeleri gereken yerlere götürmek yerine, rastgele dağıtmaya karar verseler, beyindeki bu karmaşa, tüm algı sistemini altüst edecek, dış dünya ile olan bağlantı felce uğrayacaktır. ]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=11445]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2008-10-01</pubDate>
		<title><![CDATA[Darwinist Neleri Düşünmez? : İlmi Mercek Sayı 52]]></title>
		<description><![CDATA[<b>1.</b> İn­gil­te­re'nin ün­lü "Sa­na­yi Dev­ri­mi Ke­le­bek­le­ri­nin", do­ğal se­lek­si­yon­la ev­ri­min ya­şan­mış bir ka­nı­tı ol­du­ğu­nu zan­ne­den Dar­wi­nist­ler, bu hi­ka­ye­nin de tam bir bi­lim sah­te­kar­lı­ğı ol­du­ğu­nun an­la­şıl­ma­sın­dan son­ra evrimin söz­de de­lil­le­rin­den bi­ri­nin da­ha ge­çer­li­li­ği­ni yi­tir­di­ği ger­çe­ği­ni dü­şün­mez­ler.

<b>2.</b>  Dar­wi­nist­ler, bir ay­lık yol­cu­luk sı­ra­sın­da ye­re hiç in­me­den 15.000 km uçan al­bat­ros­la­rın, göç­le­ri sı­ra­sın­da Dünya’nın çev­re­si­ni do­la­şan kır­lan­gıç­la­rın, 3.000 km'lik bir me­sa­fe­yi kat ede­bi­len çe­kir­ge­le­rin, do­ğum­la­rın­dan kı­sa bir sü­re son­ra 6.000 ki­lo­met­re­lik yol­cu­lu­ğa çı­kan yı­lan ba­lık­la­rı­nın, bu yön­tem­le­ri ken­di ken­di­le­ri­ne bu­la­ma­ya­cak­la­rı­nı dü­şün­mez­ler.

<b>3.</b>  Dar­wi­nist­ler, bir yap­ra­ğın sa­de­ce 1 mi­li­met­re ka­re­sin­de 500 bin adet klo­ro­fil bu­lun­du­ğu­nu, bir baş­ka de­yiş­le, fo­to­sen­tez için ge­rek­li olan ve in­san­la­rın hiç­bir şe­kil­de la­bo­ra­tu­var­lar­da el­de ede­me­dik­le­ri bu muh­te­şem mo­le­kü­lün, bir yap­ra­ğın için­de mil­yon­lar­ca sa­yı­da bu­lun­du­ğu­nu dü­şün­mez­ler.]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=11448]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2008-10-01</pubDate>
		<title><![CDATA[Evren, Teknoloji ve İnsan Sağlığı İçin Gereken Element: Demir Mucizesi]]></title>
		<description><![CDATA[Dünyanın en temel fiziksel dengeleri üzerinde demirin nasıl bir etkisi vardır?

Demirin insan metabolizması için önemi nedir? 

Kuran-ı Kerim'de “demir” hakkında hangi mucizevi gerçek bildirilmiştir?

Oluşumu Dünya dışında gerçekleşen demir, Dünya’ya hangi yolla gelmiştir?

Demirin teknolojik ilerlemeyi sağlaması neyin keşfedilmesiyle mümkün olmuştur?

Teknoloji, insanoğlunun, yeryüzünde bulunan elementleri belirli bir amaca göre şekillendirmesidir. Çevremizdeki teknolojik ürünleri incelersek; hepsinin, demir, bakır, çinko, alüminyum gibi metallerden veya petrolün bir yan ürünü olan plastikten oluştuğunu görürüz. Eğer bu maddeler, özellikle de metaller dünya üzerinde bulunmasaydı ve insanoğlunun bu maddeleri kullanma imkanı olmasaydı belki de teknolojiden söz etmek de mümkün olmayacaktı. 

Bu elementlerden sadece birkaçına dikkatle bakmak bile, günlük yaşam içinde varlığına alıştığımız bu madenlerin, aslında ne kadar mucizevi yapılar taşıdıklarını gösterir. Demir de bu maddelerden biridir. ]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=11423]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2008-10-01</pubDate>
		<title><![CDATA[Resulullah (Sav) Sevgisi Osmanlı Tarihine Nasıl Yansımıştır?]]></title>
		<description><![CDATA[<b>"…Ona inananlar, destek olup savunanlar, yardım edenler ve onunla birlikte indirilen nuru izleyenler; işte kurtuluşa erenler bunlardır."</b> (A'raf Suresi, 157) 

Üç kıtaya yayılan ve fethettiği yerlerde yıllarca adaletle hükmeden Osmanlılar, bu imparatorluğu "Peygamber Sevgisi" üzerine bina etmişlerdir. Osmanlı tarihi, değerli padişahlarımızın, Peygamber Efendimiz (sav)'e olan bu asil duygularını her zaman ve mekanda açığa vurduklarının sayısız örnekleriyle doludur.

Pek çok özelliği ile tarihe damgasını vurmuş olan Osmanlı Devleti'nin yönetim modeli, sahip olduğu medeniyet, sanatsal gücü gibi üstün yönleri günümüzde halen büyük hayranlık uyandırmakta, çeşitli araştırmalara, seminerlere ve belgesellere konu olmaktadır. Birçok devlet adamı, akademisyen ve tarihçi, Osmanlı'da hakim olan yönetim anlayışının üstünlüğünü dile getirmektedir. Kuşkusuz bunda Osmanlı padişahlarının din ahlakına uygun bir yönetim anlayışı geliştirme konusundaki titizlikleri ve Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'e duydukları sevginin önemli bir payı vardır. ]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=11422]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2008-10-01</pubDate>
		<title><![CDATA[Şeytanın Gizli Yöntemlerinden Sakınmak]]></title>
		<description><![CDATA[<b>“Dedi ki: “Rabbim, beni kışkırttığın şeye karşılık, 
andolsun, ben de yeryüzünde onlara, (sana başkaldırmayı ve dünya tutkularını) süsleyip-çekici göstereceğim ve onların 
tümünü mutlaka kışkırtıp-saptıracağım. Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna.” </b>
(Hicr Suresi, 39-40)

İnsanın düşmanı olan şeytan, kıyamet gününe kadar tüm gücüyle insanları kötülüğe sürüklemeye yemin etmiştir. şeytan, insanları bu yönde ikna edebilmek için batıla dayalı çok çeşitli ve sinsi yöntemler geliştirmiştir. Bunların tümü bir arada düşünüldüğünde adeta "şeytanın batıl dini" olarak karşımıza çıkar.

Kimi insanlar şeytan hakkında gerçeğe dayalı doğru bilgilere sahip değillerdir. Bu nedenle, şeytanın düşmanlığından sakınabilmek için insanın öncelikle yapması gereken onun yöntemlerini, nasıl mağlup edilebileceğini öğrenmek ve tuzaklarına karşı hazırlıklı olmaktır. ]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=11424]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2008-10-01</pubDate>
		<title><![CDATA[İnsan Vücudu Makine Olsaydı.......]]></title>
		<description><![CDATA[Hayatımız boyunca bedenimizle görür, işitir, nefes alır, yürür ve koşarız. Bedenimiz kemikleri, kasları, damarları, iç organları ile mükemmel bir düzene sahiptir. Bu düzenin detayına inildiğinde ise, daha da hayranlık uyandıran bir gerçekle karşılaşılır:

İnsan bedeni, yeryüzündeki en kompleks sistemleri barındıran yaşayan bir "makine" gibidir. Bu makinenin içinde en üstün teknolojilerden çok daha üstün teknolojiye sahip cihazlar, Allah'ın dilemesiyle hareket eden, konusunda uzmanlaşmış elemanlar, tam teçhizatlı askerler ve daha pek çok sistem mevcuttur. Vücut içindeki sistemlerde var olan bu düzeni, her noktada sergilenen üstün sistemleri yaratan, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin hakimi olan Yüce Allah'tır.

<b>“Ey insan, 'üstün kerem sahibi' olan Rabbine karşı    seni aldatıp-yanıltan nedir? Ki O, seni yarattı, 'sana bir düzen içinde biçim verdi' ve seni bir itidal üzere kıldı.”</b> (İnfitar Suresi, 6-7)]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=11421]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2008-10-01</pubDate>
		<title><![CDATA[Kuran'da Dua]]></title>
		<description><![CDATA[<b>Her Zaman Ve Her Yerde Dua Edilebilir</b>

Duanın belli bir zamanının olmadığı Kuran ayetleri incelendiğinde açıkça görülür. İnsanı dua etmeye yönelten her türlü istekte, bu ibadet yerine getirilebilir. Yani duanın belirli bir vakti, saati yoktur.

Ancak Kuran'da, günlük uğraşların dışında kalan saatlere, yani geceye ve sabah namazı vaktine dikkat çekilmektedir. Bir ayette müminler <b>"... seher vakitlerinde bağışlanma dileyenler"</b> (Al-i İmran Suresi, 17) olarak bildirilmekte ve dolayısıyla günün bu en erken saatinin önemi vurgulanmaktadır. Başka ayetlerde ise, gece vaktinin, hareketli olan gündüze göre düşünme, okuma ve duaya daha elverişli olduğu şöyle bildirilmektedir:

<b>"Doğrusu gece neşesi (gece    ibadeti, insanın iç dünyasında uyandırdığı) etki bakımından daha kuvvetli, okumak bakımından daha sağlamdır. Çünkü gündüz, senin için uzun uğraşılar vardır. Rabbinin ismini zikret ve herşeyden kendini çekerek yalnızca O'na yönel."</b> (Müzemmil Suresi, 6-8)]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=11406]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2008-10-01</pubDate>
		<title><![CDATA[İslam Dünyasındaki Suni Ayrımlar Nasıl Son Bulur?]]></title>
		<description><![CDATA[İslam dünyasında uzun yıllardır birlik ve beraberlik ruhunun gereği gibi yaşanmıyor olması, hem birtakım sorunlara zemin hazırlamakta hem de mevcut sorunlara kalıcı çözümler oluşturulmasını zorlaştırmaktadır. 

Bu durumun son bulması ve Müslümanların ve diğer tüm toplumların huzura, güvene ve barışa kavuşabilmeleri için, 

İslam dünyasında suni olarak oluşturulan ayırımların ortadan kaldırılması şarttır. Müslümanlar, Allah'ın Kuran-ı Kerim'de buyurduğu gibi, kardeş olduklarının şuuruyla hareket etmeli, bir ailenin fertleri gibi sevgi, saygı ve samimiyetle birlik olmalıdırlar. İslam dünyasının özlemi içinde olduğu aydınlık ve huzurlu günlerin yaşanması ancak tüm Müslümanların bu şekilde tek yürek olması ile mümkündür.

İslam medeniyetinin tüm dünyayı aydınlattığı, bilimde, sanatta, mimaride, ticarette dünyaya örnek olduğu dönemler, Müslümanların birlik ve beraberlik içinde hareket ettikleri dönemler olmuştur. Gerek Peygamber Efendimiz (sav)'in döneminde ve gerekse bunu takip eden zamanlarda, Kuran ahlakıyla ahlaklanan Müslümanların, gittikleri her yere hoşgörü, akıl, bilim, sanat, estetik, temizlik ve refah götürmelerinin ve İslam dünyasının, dünyanın en modern ve en çağdaş uygarlığı olmasının temelinde, birlik ruhunun sağladığı huzur, güven ve barış ortamı vardır. Günümüzde de İslam dünyası gücünü, nurunu, bereketini tekrar elde etme ve kendi içinde oluşan suni ayrımları ortadan kaldırma ihtiyacındadır.]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=11405]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2008-10-01</pubDate>
		<title><![CDATA[Avrupa'da Darwinizm'in Çöküşü]]></title>
		<description><![CDATA[Avrupa düşüncesinin temeline yerleşmiş olan diyalektik materyalist ve Darwinist ilkeler, sadece Avrupa insanına değil, bugüne kadar bütün insanlığa zarar vermiştir. Dünya çapında büyük yıkımlara sebep olan faşizm, komünizm gibi ideolojilerin, emperyalist uygulamaların ve sapkın felsefi akımların kaynağı Avrupa’dır. Her iki dünya savaşı yine buradan çıkmış, dahası dünyanın dört bir yanını yıllarca kasıp kavuran iç savaşlar, kanlı devrimler, ayaklanmalar -bir iki istisna dışında- fikri temellerini, maddi ve siyasi desteği hep Avrupa’dan bulmuştur. 
Ancak bugün başta gençler olmak üzere Avrupa, hayret uyandıran bir hızla Darwinist Avrupa düşüncesini kökünden terk etmekte ve din ahlakının temeli olan Yaratılış Gerçeği’ni benimsemektedir. Yapılan son araştırmalar gösteriyor ki; 

Avrupa Halki Dalga Dalga Allah’a Yöneliyor.

<i>“Yaratılış Atlası, 
Fatih’in Şahmerdanı gibi ağır top. Hakikaten Avrupa’ya biz uzun süredir yükleniyorduk, zorluyorduk Avrupa’yı. Pek hareket ettirememiştik. Fakat Yaratılış Atlası’ndan sonra yerle bir oldu surlar. Yani tamamen dümdüz hale geldi. Direnen hiçbir ülke yok şu an. MaşaAllah. Elhamdülillah.” </i>(Adnan Oktar, Denge TV, İstanbul, Temmuz 2008)]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=11419]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2008-10-01</pubDate>
		<title><![CDATA[Farklı Kuş Türlerinin Birbirinden İlginç Özellikleri]]></title>
		<description><![CDATA[Kuşların kendilerine özgü ve hayranlık uyandıran birçok özellikleri vardır. Bu canlıların dünyasını incelediğimizde Allah’ın onları kendileri için en uygun anatomik yapıda yaratmış olduğunu görürüz.

<b>Kartalların Mükemmel Anatomik Yapıları</b>

Kartalların hem yerden havalanıp uçabilecek kadar hafif olmaları, hem de avlarını yakaladıklarında rahatlıkla taşıyabilecek kadar güçlü olmaları gerekir. Bir kel kartalın 7 binden fazla tüyü vardır, fakat hepsini bir araya koyduğunuzda bütün tüylerin ağırlığı yaklaşık 500 gram tutar. Ayrıca vücutlarının hafif olması için kemiklerinin içi de boştur. Bu kemiklerin birçok yerinde havadan başka bir şey yoktur. Bir kel kartalın tüm iskeletinin ağırlığı 272 gramdan sadece biraz fazladır. 

Tüm kartalların gözlerinde niktitant zar denilen fazladan bir zar vardır. Bu kapağın işlevi gözleri temizlemek ve korumaktır. Örneğin kartallar yavrularını beslerken göz kapaklarını genel olarak kapalı tutarlar. Bu, yavruların yanlışlıkla ebeveynlerinin gözlerine zarar vermesini engeller. ]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=11420]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2008-10-01</pubDate>
		<title><![CDATA[Bir Ayet Bir Açıklama: Tevbe Suresi, 51]]></title>
		<description><![CDATA[<b>De ki: “Allah'ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiçbir şey isabet etmez. O bizim Mevlamız'dır. Ve müminler yalnızca Allah'a tevekkül etmelidirler.”</b> (Tevbe Suresi, 51)

Ayette herşeyin Allah'ın kontrolünde olduğu, O'nun bilgisi dışında hiçbir şeyin olamayacağı ve her insanın Allah'ın kendisi için belirlediği kaderi yaşadığı haber verilmektedir. Dünya var olduğundan beri yaşayan tüm insanların doğumları da, ölümleri de dahil her iş Allah'ın izniyle, O'nun belirlediği şekilde ve zamanda gerçekleşmektedir. 

Ayetin devamında müminlerin yalnızca Allah'a tevekkül etmeleri gerektiği bildirilmektedir. Yeryüzünde olan ve insanların nefislerinde meydana gelen her durum Yüce Allah'ın dilemesi dışında gelişmeyeceğine göre her zaman Rabbimiz’e tevekkül etmek, Allah'ın kullarından istediği ve kişinin yaratılışına da en uygun tavır olacaktır. Müminler herşeyin, öncesi ve sonrasıyla Allah Katında yazılı olduğunu, Allah'ın yazdıkları dışında kimseye hiçbir şeyin isabet etmeyeceğini, nasıl, nerede ve hangi iş üzerinde olurlarsa olsunlar, Allah'ın tüm yaptıklarını çok iyi bildiğini, sonsuz akılla yaratılmış bir kadere tabi olduklarını bilirler. Bu gerçeği bilmek ve kaderi izlemenin konforunu yaşamak, Allah'a iman etmenin getirdiği sayısız güzellikten sadece biridir. Allah'ın kainattaki tüm varlıklar üzerindeki hakimiyetini ve kendisi için daima en doğru, en güzel ve en hayırlı olanı yaratacağını bilen bir mümin, tevekküllü ve teslimiyetli bir tavır içinde olur. Bundan dolayı her zaman rahat ve huzurludur. ]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=11408]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2008-10-01</pubDate>
		<title><![CDATA[Penguenlerin Vurgun Yemelerini Engelleyen Özel Dalış Tekniği]]></title>
		<description><![CDATA[Penguenler tek bir nefesle yüzlerce metre derine dalabilirler. Penguenlerin nasıl olup da bu dalışlar esnasında ani basınç değişikliklerinden etkilenmedikleri ve vurgun yemedikleri Japon araştırmacılar tarafından gün ışığına çıkarıldı. Bilim adamları penguenlerin, uyguladıkları özel bir dalış tekniği sayesinde vurgunlardan korunduklarını açıkladı. 

Bir dalgıç derinlere indiğinde yükselen su basıncı, bedenindeki küçücük boşluklarda yayılmış olan nitrojeni bulunduğu yerden çıkarır ve kana geçmeye zorlar. Dalgıç yüzeye yükselmeye başladığında kanında tehlikeli miktarlarda nitrojen bulunması bedeni üzerinde birçok olumsuz etki doğurabilir. Ani basınç düşmesiyle birlikte yüksek nitrojen seviyesi sonucu eklem ağrıları, solunum güçlükleri ve hatta felçle karşılaşabilir. 

Aynı sorunları penguenlerin nasıl olup da etkisiz hale getirdiğini inceleyen Tokyo Ulusal Kutup Araştırmaları Enstitüsü bilim adamları, Adelie ve kral penguenlerine elektronik cihazlar monte ettiler. Katsufumi Sato ve arkadaşları bu cihazlar sayesinde Antartika ve Crozet adası açıklarındaki penguenlerin gerçekleştirdiği 650 dalışı uzaktan takip ettiler. Penguenlerin derinlik hızlarının yanı sıra kanat hareketlerinden ivmelerini de ölçen araştırmacılar, hayvanların akciğerindeki oksijenle ilgili bazı tespitlere vardılar. Böylece penguenlerin dalış ve yükseliş profilleri ortaya çıkarılmış oldu.]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=11407]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2008-10-01</pubDate>
		<title><![CDATA[Bu Ay Neler Var: İlmi Mercek Sayı 52]]></title>
		<description><![CDATA[<b>İnternette Bu Ay....</b>

Harun Yahya’nın eserlerinden faydalanılarak hazırlanan yepyeni siteler:

<a href=" http://www.ramazansayfalari.com" class="SidesTableText" target="_blank"> www.ramazansayfalari.com</a>

Tüm İslam Dünyası’nın büyük bir heyecanla beklediği mübarek Ramazan Ayı boyunca Harun Yahya’nın eserlerinden derlenen özel yazılar bu sitede...

<a href=" http://www.guzelazerbaycan.com" class="SidesTableText" target="_blank"> www.guzelazerbaycan.com</a>

Türk-İslam Birliği’nin kurulması tüm İslam ve Türk dünyası tarafından şevkle ve heyecanla beklenmektedir. Bu birliğin ilk ve en önemli adımı ise Azerbaycan ve Türkiye’nin iki devlet, tek millet olarak birleşmesidir. ]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=11456]]></link>
		</item>
		
</channel>
</rss>