<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>

<rss version="2.0">
<channel>
<title>ilmimercek.NET RSS</title>
<description>ilmimercek.NET İçeriği</description>
<link>http://www.ilmimercek.net</link>
<language>tr</language>
<category>ilmimercek</category>

		<item>
		<pubDate>2010-03-07</pubDate>
		<title><![CDATA[İlmi Mercek Sayı 68: İnternette Bu Ay]]></title>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.imanhakikatleri.tv" class="SidesTableText" target="_blank">imanhakikatleri.tv</a>

İman hakikatleri üzerinde derin düşünmek, Allah'ı çok daha iyi ve yakından tanımaya vesile olur. Bu sitede bir çok iman hakikati seyredebilirsiniz; Allah'ın izni ile imanınızı derinleştirmek ve tefekkür gücünüzü artırmak için vesileler 
bulabilirsiniz.

<a href="http://www.muminlerintemizligi.com" class="SidesTableText" target="_blank">muminlerintemizligi.com</a>

Allah'ın üstün gördüğü bir davranış olan temizlik, müminlere çok büyük bir zevk ve rahatlık verir. Yaşamlarının her anında Allah'ın emirlerini uygulama konusundaki kararlılık gösteren samimi iman sahipleri, temizlik konusunda da aynı hassasiyeti gösterirler.

<a href="http://www.adnanoktar-hikmetler.com" class="SidesTableText" target="_blank">adnanoktar-hikmetler.com</a>

Ne demişti, ne oldu? Sayın Adnan Oktar’ın şimdiye kadar söylediği ve gerçekleşen olaylar bu internet sitesiyle sizlere sunuldu. Mutlaka ziyaret edin… 

<a href="http://www.cubbeliahmethocayacevap.com" class="SidesTableText" target="_blank">cubbeliahmethocayacevap.com</a>

Son günlerde yaptığı açıklamalarla gündeme gelen Cübbeli Ahmet Hoca’ya Sayın Adnan Oktar’ın cevapları ...

<a href="http://www.mehdi-deccal-masonluk.com" class="SidesTableText" target="_blank">mehdi-deccal-masonluk.com</a>

Hıristiyanlıkta ve Müslümanlıkta kastedilen deccaliyet masonluktur. Deccaliyetin dünyaya getirdiği zulmü  ve masonlukla ilgili her türlü bilgiyi bu siteden inceleyebilirsiniz.]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=16391]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2010-03-06</pubDate>
		<title><![CDATA[Kemiklerimizin Mucizevi Yapısındaki Sırlar]]></title>
		<description><![CDATA[İnsan vücudunun her noktası gibi, iskelet sistemimiz ve kemiklerimiz de  Yüce Allah’ın üstün yaratma gücünün bir eseridir. Başlı başına sanat eseri niteliğinde olan iskeletimiz, hayatımız boyunca yaptığımız her hareketi hatasız ve mükemmel bir şekilde yerine getirmemizi sağlayacak şekilde yaratılmıştır. 

<b>...Kemiklere de bir bak nasıl biraraya getiriyoruz, sonra da onlara et giydiriyoruz?...</b> (Bakara Suresi, 259) 

Kusursuz bir dizilime sahip olan kemikler, dışarıdan gelen darbeleri emebilecek esneklikte çok özel bir malzemeden oluşurlar. Bu nedenle insan bedeninde hayati öneme sahip olan tüm organlar, özel sistemlerle koruma altındadırlar.

<b>Kemikler Organlarımızı Nasıl Korur? </b>

Sözgelimi kafatası kemiği, insanın hayati organı olan beynini, olabilecek en özenli şekilde korur. Nitekim anne karnındayken birbirinden bağımsız olan kafatası parçaları, zamanla büyüyerek adeta bir bulmacanın parçalarının biraraya getirilmesi gibi, birbirlerine monte olurlar. Doğumdan bir süre sonra ise, insan beynini koruyacak en mükemmel yapıya kavuşurlar. ]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=16387]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2010-03-05</pubDate>
		<title><![CDATA[Böceklere Özgü Yön Tayin Sistemi: HALTERE]]></title>
		<description><![CDATA[Doğadaki mükemmel yapılar, Rabbimiz’in sonsuz ilminden bize bahşettiği çok büyük nimetlerdir. Doğada var olan kompleks sistemler, bilim adamlarının bilgisinin ve aklının çok üstündedir ve birçok probleme, benzersiz çözümler sunmaktadırlar. Bu yüzden bilim adamları, yıllarca uğraşarak çözüm getiremedikleri pek çok konuda doğadaki yapıların yardımına başvurmaktadırlar. Bu yapıları taklit etmek ve örnek almak insanoğlunu sürekli iyiye ve doğruya yöneltmektedir. 

Hayvanların her biri, insanları hayrete düşüren birçok yaratılış özelliklerine sahiptir. Kimileri suda hareket etmelerini sağlayan en ideal şekle (hidrodinamik) sahipken, kimileri de bizim için oldukça yabancı olan duyuları kullanırlar. Bunların birçoğu insanların henüz yeni keşfettikleri özelliklerdir. Bilim adamları her geçen gün doğada keşfettikleri bu benzersiz yapılar ve sistemler karşısında hayrete düşmekte ve bunları insanlık yararına yeni teknolojiler üretmek için kullanmaktadırlar. Haltere denilen böceklerdeki yön tayin sistemi de bunlardan biridir.

<b>Jiroskop: Teknolojik Araçların Yön Tayin Sistemi</b>

Fransız fizikçi Leon Foucault tarafından 1852 yılında, dünyanın belli bir eksen etrafında döndüğünü ispatlamak için tasarlanan jiroskoplar, günümüzde uzay gemileri, modern arabalar, füzeler, uçaklar, gemiler, uydular gibi gelişmiş teknolojik araçların yönünü tayin etmekte ve korumada kullanılmaktadırlar. Rotor denen dönen bir çember ve destek sisteminden oluşan jiroskoplar, rotorun ekseninin serbest şekilde dönebilmesi için hareketli çemberlere bağlıdır. Rotor bir defa döndürüldüğünde, dönme yönünü değiştirmeye karşı direnç gösterirler. Böylece jiroskobun bulunduğu ortamın yönü değişse bile çemberin dönme ekseninin yönü değişmez. Jiroskoplar, bu özellikleri ile hareketli araçların ayrılmaz parçaları haline gelmişlerdir. ]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=16389]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2010-03-05</pubDate>
		<title><![CDATA[Bir Ayet Bir Açıklama: Teğabün Suresi, 16]]></title>
		<description><![CDATA[<b>"... Kim nefsinin bencil-tutkularından (ya da cimri tutumundan) korunursa; işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır."</b> (Teğabün Suresi, 16)

Allah bu ayetiyle insanı bu dünyada ve ahirette kurtuluşa yöneltecek olan tavrın, nefislerinin kötü özelliklerinden sakınmak olduğunu bildirmiştir.

İnsan nefsi bencillik, egoistlik, cimrilik gibi çeşitli kötü ahlak özelliklerine yatkın bir yapıda yaratılmıştır. Nefsini eğitmediği takdirde, bu kötü ahlak özellikleri kişinin tüm ahlakına hakim olur. Böyle bir kişi ise genellikle herkesten çok hatta çoğu zaman yalnızca kendisini düşünür. Kendisi için daima herşeyin en iyisini, en güzelini, en mükemmelini ister ve bunları elde etmek için başkalarına zarar vermekten çekinmez. Kendisi bu özelliklere sahip olmadığı halde ona karşı herkesin olabildiğince anlayışlı ve özverili bir yaklaşım içerisinde olmasını bekler. İçten içe hep kendi istek ve çıkarlarını korumak, kendi rahatını ve konforunu sağlamak ister. ]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=16404]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2010-03-05</pubDate>
		<title><![CDATA[Bakteriler Nasıl Yüzüyor]]></title>
		<description><![CDATA[Caulobacter Crescentus adlı bakterinin yüzme şeklini inceleyen bilim adamları, hangi önemli detaylarla karşılaştılar?
Bu bakterinin yüzmesine yardım eden Brown devinimi nedir?
Yüzme işlemi, bu bakterinin çoğalması için neden hayati önem taşır?

Bir havuzda yüzdüğünüzü hayal edin. Su içerisinde hareket edebilmek için yaptığınız işlem; ellerinizi ve kollarınızı hareket ettirmektir. Fakat, küçük organizmalarda, bu durum çok daha farklıdır. Örneğin, mikropların sürati ve yönü, etraflarını saran sıvıya bağlıdır. Bakterilerin yüzmesi ise; bizim tüm ağırlığımızı kaldıran su yerine bir havuz dolusu balın içinde yüzmemize benzetilebilir.

Caulobacter Crescentus isimli bir bakterinin yüzme şeklini inceleyen bilim adamları, bakterilerin yüzerken akıntıdan çok ciddi oranda etkilendiklerini keşfettiler. Bu tek hücreli bakterinin zıt yönlere hareket eden başı ve kuyruğu, ona yönünü belirlemede yardım etmektedir. Bir diğer etken de Brown devinimidir.]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=16398]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2010-03-05</pubDate>
		<title><![CDATA[Canlı Burunlarının Birbirinden Farklı İşlevleri]]></title>
		<description><![CDATA[Burun bilim adamları tarafından havayı hem temizleyen hem de ısısını ayarlayan özelliğiyle,"dünyanın taklit edilemeyen en iyi klima sistemi" olarak nitelendirilmektedir. Allah'ın benzersiz yaratma sanatının eserlerinden biri olan insane burnuyla kıyaslandığında hayvan burunları daha da işlevseldir. Çünkü hayvanlar alemindeki canlılar, burunlarıyla yalnızca koku almazlar. Yiyecek arar, avlanır, kendi aralarında haberleşir, yön bulur, eşlerinin ve yavrularının yerlerini belirlerler. Kuşlar, memeliler, sürüngenler, balıklar, böcekler ve diğer hayvanlar yaşadıkları ortama en uygun koku alma sistemine sahip olarak yaratılmışlardır.

<b>İguana Burnu: ARITMA ÖZELLİĞİ</b> 

Burnun en önemli görevlerinden biri arıtmadır. Burnundaki arıtma sistemi en kompleks olan canlılardan bir tanesi Galapagos adalarında görülen bir deniz iguanasıdır. 

Denizin 15 metre derinliklerine kadar dalabilen ve deniz yosunları ile beslenen bu canlı, fazla miktarda deniz suyu yutmasına rağmen zehirlenmez. Çünkü bu canlının burnunda bulunan iki küçük bez, vücutta biriken fazla tuzu dışarıya atar. (<a href="http://www.rit.edu/~rhrsbi/Galapagos-Pages/MarineIguana.html" class="SidesTableText" target="_blank">rit.edu/~rhrsbi/Galapagos-Pages/MarineIguana.html</a>)]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=16361]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2010-03-04</pubDate>
		<title><![CDATA[Şimşek ve Gök Gürültüsünün Ardındaki Hikmetler]]></title>
		<description><![CDATA[<b>“GÖK GÜRÜLTÜSÜ ALLAH’I HAMD İLE TESBİH EDER”</b>

Kuran’daki surelerden biri olan Ra’d Suresi’nin anlamı "gök gürültüsü"dür. Yüce Allah bir sureye gök gürültüsü adını vererek bu mucizevi doğa olayına dikkat çeker ve “korku ve umut (unsuru) olarak bildirir. Gök gürültüsü ve şimşek nasıl oluşur? Gök gürlemesi ve şimşeğin hikmetleri nedir?

<b>”Gök gürültüsü O’nu hamd ile, melekler de O’na olan korkularından tesbih ederler…”</b> (Rad Suresi, 13)

Sağanak yağmurda, atmosferdeki elektriğin boşalması esnasında oluşan parlak ışıklardan meydana gelen şimşekler ve yıldırımlar, birer iklim olayı olmanın yanı sıra aynı zamanda binlerce santralden daha fazla elektrik üreten enerji kaynaklarıdır. Bu doğal enerji kaynaklarının nasıl oluştuğu ve ne kuvvette ısı ve ışık yaydıkları sorularının yanıtları, Yüce Rabbimiz’in sonsuz gücünü ve ihtişamlı yaratma sanatını gözler önüne seren birer yaratılış harikasıdır. ]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=16360]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2010-03-03</pubDate>
		<title><![CDATA[İlmi Mercek Sayı 68: Fosiller Evrimi Yalanlıyor]]></title>
		<description><![CDATA[<b>Mayıs Sineği

YAŞ:</b> 125 milyon yıllık
<b>DÖNEM:</b> Kretase
<b>BULUNDUĞU YER</b>: Yixian Oluşumu, Chao Yang, Liaoning, Çin

Resimde görülen 125 milyon yıllık mayıs sineği, bir yaşayan fosil örneğidir. Günümüzde yaşayan mayıs sineklerinin aynısı olan 125 milyon yaşındaki bu fosil, evrimcilerin iddialarını geçersiz kılmaktadır.

<b>Uçan Balık

YAŞ:</b> 95 milyon yıllık
<b>DÖNEM:</b> Kretase
<b>BULUNDUĞU YER:</b> Hjoula, Lübnan

Canlıların aşamalı olarak gelişmediklerini, yani evrim geçirmediklerini gösteren bir diğer delil de, resimdeki uçan balık fosilidir. Bu fosil, günümüzde yaşayan uçan balıklar gibi, Exocoetidae sınıfına aittir. 95 milyon yıl önce yaşayan uçan balıkların, günümüzdeki uçan balıklardan hiçbir farkı yoktur. Söz konusu balıklar, kanatımsı çıkıntılara ve uzun bir kuyruğa sahiptirler ve bu sayede su üzerinde, uçar gibi hareket edebilirler.]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=16405]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2010-03-03</pubDate>
		<title><![CDATA[Akasya Karıncaları]]></title>
		<description><![CDATA[Akasya ağacı, diğer ağaçlarda olmayan çok özel bir koruma sistemine sahiptir. Karıncalara...

Akasya ağacının üzerinde yaşayan akasya karıncası isimli karıncalar, canları pahasına ağacı korurlar. 

Bir sarmaşığın, ağaca ulaşan günışığını engellediğini fark ettiklerinde, hemen müdahale ederler. Sarmaşığın dolanmaya başladığı dalı ya da yaprağı bir araya gelip keser ve atarlar. 

Üstelik bu ağacı sadece sarmaşıklardan korumakla da kalmazlar. Ağacın lezzetli yapraklarının tadına bakmak isteyen çekirgeleri de ısırarak hemen uzaklaştırırlar.

Ağaca karşı üstlendikleri tüm bu fedakarlığın karşılığında, akasya ağacı onlara mükemmel bir besin sunar. Ağacın nektarı, akasya karıncaları için harika bir besin olduğu gibi aynı zamanda turuncu renkli tomurcukları da akasya karıncalarının sevdikleri bir yiyecektir. Bu tomurcuklar, larvaların büyümesi için gerekli tüm vitaminleri içinde barındıran bir besin paketi gibidir. ]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=16399]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2010-03-03</pubDate>
		<title><![CDATA[Doğada Şekil Hafızasına Sahip Bilinen Tek Madde: Örümcek İpliği]]></title>
		<description><![CDATA[<b>“Gökleri ve yeri bir örnek edinmeksizin yaratandır…”</b> (En’am Suresi, 101)

“Şekil hafızası” fizikte bazı metal alaşımların, şekilleri bozulduktan sonra yeniden orijinal hallerini almasına denir. Bu mucizevi özellik, metale ısı verme anında veya daha yüksek sıcaklıkların olduğu ortamlarda meydana gelir. Ne var ki, örümceklerin ürettikleri “şekil hafızalı” iplikler herhangi bir dış müdahaleye ihtiyaç duymadan bu işlevi kolayca görür.

Doğada hiçbir etkiye maruz kalmadan eski şeklini kazanabilen tek yapı olan örümcek ipliği, örümceğin bedeninde bulunan 6 farklı keseden salgılanan ipeklerle üretilir. Bilim adamları ipliğin sağlamlığını belirlemek için Araneau diadematus örümceği ile aynı ağırlıkta küçük bir cismi 90 derecelik bir açı ile, üç farklı maddeden oluşmuş ipliklere bağlayarak iplikleri döndürmüşlerdir. Bu şekilde iplik malzemesinin orijinal durumuna dönmesinin ne kadar zaman aldığını kaydetmişlerdir. Sonuca göre; 
<ul><li>Kurşungeçirmez yeleklerde kullanılan Kevlar polimer ipliği, yeterli esnekliği sağlasa da dönmenin etkisini çok az azaltabilmiştir. 
<li>Bakır ipliği, ilk şekline dönmekte zorlanmış ve birkaç turdan sonra kırılır hale gelmiştir. 
<li>Araneus diadematus örümceğinin ipeği ise çok kısa sürede eski şekline kavuşmuştur.</ul>
Yüksek bir yerden ip yardımıyla inmeye çalışan bir kişiyi düşünelim. İniş sırasında ip sürekli eğilip bükülecek, sağa sola dönecek ve kişiye pek çok zorluk yaşatacaktır. Fakat böyle bir durum, örümcekler için söz konusu değildir. Örümceğin ağını oluşturan iplikçikler, örümceğin ipin ucundan aşağıya doğru kayarken güçlük yaşamasını engeller. Böylelikle örümcek, sabit bir biçimde sessizce aşağıya iner. Örümceğe bu imkanı sağlayan ise, ipeğin “şekil hafızası”dır. ]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=16388]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2010-03-03</pubDate>
		<title><![CDATA[Penguenlerin Buzullardaki Yaşamını Destekleyen Yaratılış Delilleri]]></title>
		<description><![CDATA[Buzun üzerinde yalın ayak ne kadar yürüyebilirsiniz?
65 gün boyunca hiçbir şey yemeden durabilir misiniz?
20 dakika boyunca nefesinizi tutabilir misiniz?
Kuşkusuz burada sorulanlar, bir insanın yerine getirmesi mümkün olmayan mucizevi özelliklerdir. Ancak penguenler yaratıldıkları ilk andan beri bu muazzam özellikler vesilesiyle dünyanın en zorlu koşullarına sahip kutuplarda yaşamlarını sürdürmektedirler.

Kış ortalarında yalnızca 3 saat gün ışığı alan Kuzey Kutbu’nda, -50 dereceye varan soğuk ve dondurucu rüzgarlar hüküm sürer. Dünyanın bu bölgesinde yaşam oldukça zordur. Her saniye ortalama 30 katlı bir apartman yüksekliğinde olan yeni bir buzdağı oluşur. Ancak penguenler, kutuplardaki bu zorlu şartlara rağmen Yüce Rabbimiz’in onlara bahşetmiş olduğu mükemmel özellikleri sayesinde çok rahat bir yaşam sürerler. Bir insan için özel önlemler almadan yaşanması mümkün olmayan bu şartlar, milyonlarca yıldır penguenlerin normal yaşamlarının birer parçasıdır. İşte penguenlerin hayranlık uyandıran özelliklerinden bazıları:

<b>Uzun Süre Nefessiz Kalabilirler</b>

İmparator penguenleri, 20 dakikada 500 metre derinliğe kadar dalabilirler. Bu dalışta nefeslerinde ve kan basınçlarında herhangi bir problem yaşamazlar. Ayrıca bu koşullara farklı şekillerde adapte olabilme özelliğine de sahiptirler. Dalış süresince kalp atışlarını dakikada 200’den 60 vuruşa düşürebilmekte böylece vücutlarında yüksek miktarda oksijen molekülü içeren miyoglobin adlı proteini depolayabilmektedirler. Yani penguenler için gereken oksijen, ciğerlerindeki havada değil, depoladıkları miyoglobin adlı protein sayesinde doğrudan kaslarının içinde saklanır. Penguenler bu sayede uzun süre nefes almadan yüzer ve diledikleri kadar da derine dalabilirler. 

<b>Vurgun Yemezler</b>

Penguenler çok iyi yüzücülerdir. Yüzlerce metre derine inmeleri için tek bir nefes almaları yeterlidir. Dakikalarca suyun altında kalabilirler. Bir kez daha dalmak için yüzeye çıkıp yeni bir nefes alıp dinlenmeksizin derinlere dönebilirler. Bir insan penguenler kadar derine inip aynı hızla su yüzüne çıkmak istese mutlaka vurgun yiyecektir. Penguenlerin nasıl vurgun yemediklerini araştıran bilim adamları, bunun canlının dalış tekniğiyle ilgili olduğunu keşfetmişlerdir. Penguenler dalış anında sürekli olarak kanat çırparlar. Yukarı dönüşte ise yarı mesafeye ulaştıklarında kanat çırpmayı bırakırlar ve bedenlerinin doğal batmazlığını kullanarak yükselirler. Ancak dikey olarak yükselmek yerine eğik bir açı izleyerek yüzeye yaklaşırlar. Böylece yükseliş zamanlarını önemli oranda artırmış olurlar. Bu da kanlarına karışmış nitrojenin, azalan basınçla birlikte beden boşluklarına geri dönmesi için yeterli zaman anlamına gelir ve onları vurgun yemekten korur. Kendi beden fizyolojileri hakkında hiçbir bilgiye sahip olmayan penguenler, ne kanlarına nitrojen karıştığının ne de nitrojenin geri döndürülmesi için yükseliş süresinin uzun tutulması gerektiğinin farkında değildirler. Bu sevimli canlıları Allah yaratmış ve onlara üstün bir dalış yeteneği vermiştir. Yeryüzündeki tüm canlıların Yüce Rabbimiz’in kontrolünde olduğu bir ayette şöyle haber verilir: 

<b>“Ben gerçekten, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a tevekkül ettim. O’nun, alnından yakalayıp-denetlemediği hiçbir canlı yoktur. Muhakkak benim Rabbim, dosdoğru bir yol üzerinedir (dosdoğru yolda olanı korumaktadır.)”</b> (Hud Suresi 56)]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=16359]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2010-03-02</pubDate>
		<title><![CDATA[Bazı Çevrelerde Yaşanan Türk İslam Birliği Paniği Neden Gereksizdir]]></title>
		<description><![CDATA[Türk İslam Birliği, tüm Türk dünyasının ve İslam dünyasının büyük bir heyecanla beklediği bir birliktir. 57’yi aşkın ülkenin Türkiye’ye vizeyi kaldırması, bu müjdeli döneme hızla yaklaştığımızın önemli bir müjdesidir. Ancak son dönemlerde özellikle bir kısım yabancı basında Türk İslam Birliği paniği yaşandığını gösteren makaleler yayınlandığı ve bu birliğin önlenmesi için siyasi çevrelerde de bazı girişimlerde bulunulduğu görülmektedir. Ancak bu çevrelerin gözden kaçırdığı önemli bir nokta vardır: 

Bu kesimler Türk İslam Birliği’nin kurulmasını engellemeye çalışarak, bir anlamda bu birliğin kendi ülkelerine getireceği huzuru, refahı ve ekonomik gelişimi de engellemektedirler. 

Yaşanan son gelişmeler de göstermiştir ki; Türk İslam Birliği’nin gerçek amacının ve tüm dünyaya Hz. Mehdi (a.s.) vesilesiyle yayılacak olan barış ortamının anlatılması bu paniğin gereksizliğinin anlaşılması için büyük önem taşımaktadır. 

Sayın Adnan Oktar’ın son 30 yıldır İslam ahlakının yayılması, Darwinizm’in fikren ortadan kaldırılması ve Türk İslam Birliği’nin kurulması için yürüttüğü ilmi mücadele artık tüm dünya tarafından bilinmekte ve yakından takip edilmektedir. Özellikle son dönemde Sayın Adnan Oktar’ın Türk İslam Birliği ile ilgili öneri ve görüşleri doğrultusunda yaşanan gelişmeler, Türk İslam Birliği müjdesinin her geçen gün yaklaştığının önemli birer delilidir. Sayın Adnan Oktar’ın, kökeni uzun yıllara dayanan Türk İslam Birliği ülküsünün en dikkat çeken ve uzun süre bazı çevrelerce yadırganan yönü ise “Arap dünyasından, İran’ın ve İsrail’in de dahil olduğu bir birlik oluşturmayı” hedeflemesi olmuştur. Son dönemde yaşanan gelişmeler ve yayınlanan bazı makaleler de göstermiştir ki, Arap dünyasının, İsrail ve İran’ın aynı birlik altında bulunmasının önemi hala bazı kesimlerce anlaşılamamakta ve İslam dünyasının böyle bir birlik vesilesiyle güçlenmesi ihtimali karşısında İsrail başta olmak üzere çeşitli çevrelerde yersiz bazı tedirginlikler yaşanmaktadır. Oysa bu kesimler Türk İslam Birliği aleyhinde faaliyet yaparak, bir nevi kendi ülkelerini içinde bulunduğu dar boğazda bırakmak için faaliyet yapmaktadırlar. Çünkü Sayın Adnan Oktar’ın fikir önderliğini yaptığı Türk İslam Birliği, Allah’ın izniyle yalnızca Müslüman ülkelerin kurtuluşu için değil, aynı zamanda içlerinde İsrail’in de bulunduğu tüm dünyanın barışı ve refahına yönelik bir birlik olacaktır. ]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=16358]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2010-03-02</pubDate>
		<title><![CDATA[İlmi Mercek Sayı 68: Darwinistler Neleri Düşünemez]]></title>
		<description><![CDATA[<ul><li>Darwinistler, 11 milyon insanın ölümüne sebep olan Adolf Hitler'in kendi sapkın teorilerini geliştirirken Darwin'in "yaşam mücadelesi" fikrinden ilham aldığını ve "Kavgam" adlı kitabının ismini yaşam mücadelesi fikrinden esinlenerek koyduğunu düşünmezler.
<li>Darwinistler, sosyal Darwinizm'in, kısa sürede vahşi kapitalizm adı altında haksız rekabeti en acımasız şekliyle uygulayanların; ırkçıların; emperyalistlerin; fakirleri ve yardıma muhtaçları koruma görevini yerine getirmeyen yöneticilerin; kendi halkını kimyasal bombalarla katleden diktatörlerin; kız çocuklarını öldüren ailelerin, kendilerini sözde savunma aracı haline geldiğini düşünmezler.
<li>Darwinistler, 19. ve 20. yüzyılda ırkçılığın, sömürgeciliğin, haksız ve acımasız rekabetin, güçlünün güçsüzü ezmesinin ve on milyonlarca insanın öldüğü savaşların arka planındaki kışkırtıcı gücün sosyal Darwinizm olduğunu düşünmezler.]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=16403]]></link>
		</item>
		
		<item>
		<pubDate>2010-03-02</pubDate>
		<title><![CDATA[İlmi Mercek Sayı 68: Türk-İslam Birliği Yolunda]]></title>
		<description><![CDATA[<b>VİZE UYGULAMALARINDA SON GELİŞMELER

Türkiye ile Rusya Arasında Vizenin Kalkması İçin İlk Adım Atıldı</b>

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, iki günlük çalışma ziyareti amacıyla geldiği Moskova'da önce Rusya Devlet Başkanı Dmitry Medvedev, ardından Rusya Başbakanı Vladimir Putin ile görüştü. Başbakan, Putin'le görüşmesinde vizenin kaldırılması talebini yineledi. Putin de olumlu yanıt verince, çalışma başlatılması kararlaştırıldı. Türk ve Rus gazetecilerin karşısına çıkan iki lider soruları yanıtladı. Putin, vizenin kaldırılması konusunda çalışma başlatacaklarını kaydetti. Erdoğan da, "Az önce müjdeyi Sayın Başbakan verdi. O da; vizenin kaldırılması noktasındaki çalışmanın taraflarca başlatılması süreci. İnanıyorum ki bu, buluşmamızın önemli yanlarından biri oldu. Temenni ederim ki; Devlet Başkanı Medvedev'in mayıstaki Türkiye ziyaretinde bu, karar altına alınır" diye konuştu. (<a href="http://www.sabah.com.tr" class="SidesTableText" target="_blank">sabah.com.tr</a>)

<b>Gül'den Mısır Liderine “Vizeyi Kaldıralım” Teklifi</b>

Çalışma ziyareti için Türkiye'ye gelen Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek, Ankara'nın Filistin sorununun çözümünde oynadığı rolü övdü.

Son dönemde Suriye, Libya ve Ürdün ile vize uygulamasını karşılıklı olarak kaldıran Türkiye, Mısır ile de benzer bir adım atmak için harekete geçti. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Ankara'da ağırladığı Mısır Cumhur- başkanı Hüsnü Mübarek'e, iki ülke arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması'nı (STA) hatırlatarak vizenin de kaldırılması önerisinde bulundu. Mısır yönetiminin buna sıcak baktığı, kendi içinde bir çalışma yapacağı bildirildi. Ankara, yakın bir zaman içinde Kahire'nin gerekli adımları atmasını bekliyor.
(<a href="http://www.zaman.com.tr" class="SidesTableText" target="_blank">zaman.com.tr</a>) ]]></description>
		<link><![CDATA[http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Detail&Number=16390]]></link>
		</item>
		
</channel>
</rss>